Page 19 - Tarama Testleri AYT Sözel
P. 19
1. DENEME Ortaöğretim Genel Müdürlüğü YKS DENEMELERİ
21. Büyülü gerçekçilik; gerçekçi ve ayrıntılı bir anlatım 22. Bir toplumda büyük okura sahip olabilmenin tek
zemininde doğaüstü, fantastik veya olağanüstü şartının küçük okura sahip olabilmek olduğunu
olayların karakterler tarafından olağan, gündelik ifade eden yazar, okuma ediniminin mutlaka küçük
ve açıklanmaya gerek duyulmayan bir gerçeklik yaşlarda başlaması gerektiğinin önemini dile
olarak sunulduğu bir anlatım tekniğidir. Bu teknikte, getirir. Yapıtlarında toplumsal, siyasal yaşamımızın
mantıksal veya bilimsel bir açıklama aranmaz; anlatı çarpıklıklarını, insanın durumlarını okuruz. Çocukluk
olağanüstülük, halk inanışları, mitler veya kolektif yıllarını geçirdiği Adana’nın yoksul mahallelerini
bilinçle beslenir ve anlatının doğal bir parçası hâline ve ekmek kavgasını, yarattığı “Ökkeş” tiplemesi
getirilir. üzerinden samimi bir dille 10 kitaplık bir seride
aktarmıştır. Mizahı “ciddiyetin ta kendisi” olarak
Bu açıklamaya göre aşağıdaki parçalardan gören yazar, toplumsal aksaklıkları güldürürken
hangisi büyülü gerçekçilik tekniğine örnek düşündüren eleştirel bir gerçeklikle harmanlamıştır.
gösterilebilir?
Bu parçada sözü edilen yazar aşağıdakilerden
A) Rabia, karanlık bakkal dükkânında dedesinin
hangisidir?
nağmelerini dinlerken bir anda kendini Kâbe’de
hissetti. İçinde öyle bir coşku uyandı ki gözlerini A) Aziz Nesin
kapadı ve derin bir vecd hâline girdi. Bu hâl,
B) Rıfat Ilgaz
onun sanatçı kişiliğinin gelişmesinde bir dönüm
noktası oldu. Ancak ayıldığında etrafında hiçbir C) Muzaffer İzgü
fiziksel değişiklik yoktu.
D) Gülten Dayıoğlu
B) Naim Efendi, konağın kuşlu odasında oturmuş
eski günleri düşünüyordu. Birden duvardaki E) Yaşar Kemal
dedesinin yağlı boya tablosunun gözlerinin
kıpırdadığını gördü. Ürperdi, hemen odadan
çıktı. Bu durumu kimseye anlatmadı çünkü
bunun sadece yaşlılığının ve vicdan azabının bir
oyunu olduğunu düşündü.
C) Hasta genç, ateşler içinde yatarken odanın
tavanındaki çatlakların canlanıp bir insan yüzüne
dönüştüğünü gördü. Bu yüz, ona acılarını
unutturacak şeyler fısıldıyor gibiydi. Ertesi gün
doktora bu halüsinasyonları anlattığında doktor
bunu yüksek ateşin ve ilacın bir yan etkisi olarak
kaydetti.
D) Dikenlidüzü’nde İnce Memed’in atının nallarının
değdiği yerlerden pınarlar fışkırırdı. Köylüler,
onun geçtiği yolları takip ederek susuzluktan
kurtulurlardı. Bu olayı görenler “Memed gelmiş.”
der, suyu içer, yadırgamazlardı. Onun için
söylenen türkülerde, atının nal izlerinden çıkan
sular da anlatılırdı zaten.
E) Hayri İrdal, masanın başında otururken birden
çocukluğuna, Nuri Efendi’nin o tozlu dükkânına
gitti. Saatlerin tıkırtısı arasında geçen o öğleden
sonraları, şimdi bir film şeridi gibi gözünün
önünden geçiyordu. Nuri Efendi’nin gözlüklerinin
ucundan bakarak “Saat ayar, saniyedir.” deyişini
dün gibi hatırladı.
AYT • TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-SOSYAL BİLİMLER-1 TESTİ Diğer sayfaya geçiniz. 19

