Page 125 - Konu Özetleri TYT AYT Felsefe
P. 125
GÖRÜŞ ANALİZİ: F. NIETZSCHE, H. BERGSON, J. P. SARTRE VE T. KUHN
Analizi:
Henri Bergson entüisyonizmin (sezgicilik) çağdaş dönemdeki en önemli isimlerinden biridir. Bergson; sezgiyi doğru, genel
geçer bilgi edinmenin aracı olarak görür. Ona göre yaşam, eşya bir bütün ve sürekli bir oluş hâlindedir. Bergsonʼda za-
mansal varoluş da diyebileceğimiz yaşama atılımı yalnızca sezgi gücü ile doğrudan ve aracısız olarak kavranır. Bergson
sezgiyi zekâdan ayırır. Ona göre zekâ veya aklın bize verdiği bilgiler eksiktir; biz onlarla nesnelerin bilgisini elde eder ve
durağan hâldeki maddeyi kavrarız. Asıl kavranması gereken doğanın iç yüzündeki gerçeğin özüdür ki bu da zekâ ile değil
sezgi ile kavranır.
FAYDALI BAĞLANTI
• Entüisyonizmin
VAROLUŞ-ÖZ SORUNU
…”Varoluş özden önce gelir.” İsterseniz buna, “Öznellikten hareket etmek gerekir.” de diyebilirsiniz.
Varoluş özden önce gelir. İyi ama, ne demektir bu? Şu demektir: İlkin insan vardır; yani
insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.
İnsan, var olduktan sonra kendini kavradığı gibidir, varlaşmaya doğru yaptığı bu atılımdan
(hamleden) sonra olmak istediği gibidir. Kendini nasıl yaparsa öyledir yani. Varoluşçulu-
ğun baş ilkesi de budur işte.
İnsan, nasıl olmayı tasarladıysa öyle olacaktır. Olmak isteyeceği şey değil, tasarlayacağı
şey yani. İstemek deyince bilinçli bir kararı anlıyoruz biz; aramızdan birçokları için kendi
kendine oluştan sonra gelir bu. Bir partiye girmek, bir kitap yazmak, evlenmek istiyebili-
rim ama bütün bunlar irade denen şeyden daha köklü, daha kendiliğinden bir seçmenin
belirtisidir.
Gelgelelim, gerçekten de varoluş özden önce geliyorsa, insan ne olduğundan sorumludur
öyleyse. J. P. Sartre
J. P. Sartre, Varoluşçuluk
Analizi:
J. P. Sartre, modern felsefeyi en çok etkileyen felsefe akımlarından biri olarak egzistansiyalizmin (varoluşçuluk) en önemli
temsilcilerinden biridir. Bu metin de felsefesine dair önemli analizler içermektedir. Varoluşçu felsefeye göre insanda varo-
luş özden önce gelir. İnsan önceden belirlenmiş bir öze sahip değildir. Seçimleriyle kendi özünü kendisi belirler, iradesiyle
ne olacağına kendisi karar verir. Bunları yapabilme gücünü, doğuştan değil seçim yapabilmesinden, özgür olmasından alır.
Bilinci insanı her zaman başka bir şeye, öteye götürür. Bilinçli bir özne, sürekli olarak bir gelecek önünde duran varlıktır ve
bilinç, özgürlük ve bir geleceğe doğru yöneliştir.
PARADİGMA
…gözlem ve deneyim, bilimsel inançların sınırını ciddi şekilde kısıtlı tutabilir ve tutmalarıdır da. Aksi hâlde bilim olmaz
ama bu tür inançların herhangi bir parçasını kendi başlarına belirleyemezler. Kişisel ve tarihsel rastlantıların bileşiminden
oluşan ve görünürde keyfi gibi duran bir öge, belli bir zamandaki belli bir bilim çevresi tarafından benimsenen inançların
daima temel malzemesi olmuştur ve olacaktır.
“Olağan bilim” deyimi, bu denemede, geçmişte kazanılmış bir ya da daha fazla bilimsel başarı üzerine sağlam olarak otur-
tulmuş araştırma anlamında kullanılmaktadır. Söz konusu başarılar belli bir bilim çevresinin, uygulamalarının sürekliliğini
sağlamak üzere bir süre için temel kabul ettiği bilimsel ilerlemelerdir.
…bundan sonra “paradigma” terimini kullanacağım ki bu terim “olağan bilim” deyimiyle yakından bağlantılıdır.
Keşif, bir aykırılığın farkına varılmasıyla başlar, yani doğanın, olağan bilimi yöneten paradigma kaynaklı beklentilere her-
hangi bir şekilde aykırı düştüğünün anlaşılması gerekmektedir.
FELSEFE - TYT/AYT MEBİ KONU ÖZETLERİ 127