Page 170 - Osmanlı Türkçesi 1
P. 170

S Ö Z L Ü K

                     sÖzlük


                                    a                       enis: Dost, arkadaş, yâr, hemdem.
                 akademik: 1. Akademi ile ilgili olan. 2. Bilim-  evrat: Müslümanlarca belirli zamanlarda
                 sel niteliği olan.                         okunması âdet olan dualar ve Kur’an ayetleri.
                 alamet: Bir olayın veya durumun anlaşılma-                     f
                 sına yardım eden şey, belirti.
                                                            fermente etmek: Mayalamak.
                 aşina: Bildik, tanıdık olan; daha önceden bili-
                 nen (şey).                                 figüratif: Dış gerçeği somut biçimde yan-
                                                            sıtan, içinde insan, hayvan ve doğa ögeleri
                 atfen: Mal ederek, yükleyerek.             bulunan (resim veya heykel).
                 ati: Gelecek.                              form: Sanat eserlerinde dış görünüş.
                 azami: En çok, en üst, en büyük, en yüksek                     H
                 (derece, nicelik).
                                                            Hamzaname: Hz. Hamza’nın menkıbevi ha-
                                     B                      yatı etrafında oluşan halk hikâyelerinin genel
                                                            adı.
                 bâtın: 1. İçyüz. 2. Gizli, görünmeyen.
                                                            hattat: Hat sanatını kendisine meslek olarak
                 Battalname: Battal Gazi’ye ait kahramanlık   edinen kimse.
                 hikâyelerini ihtiva eden menkıbeler mecmua-
                 sına Türkler arasında verilen genel ad.    hüküm sürmek: Etki, hız vb. sürmek, devam
                                                            etmek.
                 bedia: Yeni ve görülmedik güzel şey.
                                                                                 İ
                 Beytullah: Allah’ın evi, Kâbe.
                                                            ihtiva etmek: İçine almak, içinde bulundur-
                                   c-Ç
                                                            mak, içermek, kapsamak.
                 camia: Ortak eğilimleri nedeniyle bir araya   indallah: Allah katında.
                 gelerek birlik oluşturan insan topluluğu.
                                                            inşa: Yapı kurma, yapı yapma, kurma.
                 celis: Birlikte oturan; sohbet arkadaşı, hem-
                 dem, refik.                                izah etmek: Açıklamak, ayrıntılı bilgi vermek.
                 cenkname: Savaş hikâyeleri anlatan kitaplara                  K-l
                 verilen isim.
                                                            kaim olmak: Varlığı sürüp gitmek, yerine
                 cönk: Saz şairlerinin, kendilerinin veya baş-  geçmek.
                 kalarının şiirlerini derledikleri, uzunlamasına
                 açılan, deri kaplı defter.                 kat: Kesme, bitirme.
                                                            kebair: Büyük şeyler, büyük günahlar.
                 cümle: 1. Bütün. 2. Herkes.
                                                            kemal: Olgunluk.
                 çöğür: İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı.
                                                            keyfiyet: Bir şeyin nasıl olduğunu belirten,
                                   d-E
                                                            onu başka şeylerden ayıran özellik; vasıf, ni-
                 dairevi: 1. Daire ile ilgili. 2. Daire biçiminde olan.  telik.
                 delailü’l-hayrat: Meşhur salavat-ı şerifelerin   koleksiyon: Öğrenme, yarar sağlama veya
                 toplandığı kitap.                          zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özellik-
                                                            lerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütü-
                 divan: Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini   nü.
                 topladıkları eser.
                                                            külliye: Belli bir idari, ekonomik, kültürel ve
                 ebeveyn: Anne ve baba.
                                                            sosyal amaca yönelik çeşitli kuruluşların top-
                 ecdat: Geçmişteki büyükler, atalar.        lu bir biçimde bulunduğu yer.
                 edip: Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren   kütüb-i semaviye: İndirilmiş mukaddes ki-
                 kimse; yazar.                              taplar.
                 enam: İçinde Enam suresi ile çok okunan    lehçe: 1. Bir dilin tarihsel, bölgesel ve siyasal
                 bazı Kur’an surelerinin ve duaların bulunduğu  sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi
                 kitapçık.                                  özellikleriyle ayrılan kolu. 2. Konuşma tarzı.  169
   165   166   167   168   169   170   171   172   173   174   175