Page 79 - İKİ BOYUTLU SANAT ATÖLYE 10
P. 79

KOMPOZİSYON                                                        3. ÜNİTE





               Kullanılan  üçgenin  türü  kompozisyonun  verdiği  izlenim  açısından
               da  önemlidir.  Dik  açılı  veya  eşkenar  gibi  düzenli  üçgenlerden  oluşan
               kompozisyonlar  daha  istikrarlı  ve  durağan  kompozisyonlardır  (Görsel
               3.25). Sanat tarihindeki örnekler üzerinden eşkenar olmayan, eğik açılı,
               dar açılı ya da geniş açılı üçgenlerin kompozisyon şemasında rol aldığını
               görebiliriz. Bu kompozisyonlar durağanlığını büyük ölçücüde kaybeder;
               bedenler  daha  canlı,  dışavurumcu  görünür.  Kompozisyon  ise  kararsız
               görünmeye başlar.
                                                                                 Görsel 3.25: Çayır Madonna'sı, 1500-
                                                                                  1505, Giovanni Bellini, Ulusal Galeri,
                                       Piramidal Kompozisyon Şeması                         İngiltere

                                       Yüksek Rönesans’ta yaygın olarak kullanılan bu şema Yüksek Rönesans resmine
                                       karakterini verir ve onu erken Rönesans’tan ayırır. Piramidal bir kompozisyon
                                       oluşturmak için sanatçı, nesneleri ve figürleri resim düzlemindeki hayalî bir pi-
                                       ramidin ana hatlarına yerleştirir. Bu kompozisyon düzeni simetri ve denge ile
                                       karakterize edilir. Fiziksel kararlılığın işareti estetik ilkelerin hakimiyeti ve zirve-
                                       sidir. Piramidal; dengeyi, uyumu ve aklı simgeler ve birliği vurgular. Genellikle
                                       resmin en yüksek noktasını merkezi odak hâline getirir (Görsel 3.26).
                Görsel 3.26: Bakire ve Aziz
                John Gül Bahçesinde,1515,
                Giacomo, Giulio, ve Francia   Daire Kompozisyon Şeması
                 Francesco, Victoria Ulusal
                   Galerisi, Avustralya  Daire; bütünlüğü, sürekliliği, döngüselliği, başlangıçtaki kusursuzluğu ve son-
                                       suzluğu ifade eden evrensel bir semboldür. Daire başlangıç ve sonun yokluğu
                                       olduğu gibi zamanın da yokluğuna işarettir. Dairesel ve küresel biçimi içinde
                                       zaman ve boşluğun buluşmasıdır. Dairenin dönüş hareketi, sonsuz hareketliliği
                                       ve sonu ifade eder. Ayrıca Tanrı’nın ve güneşin sembolüdür. Pek çok önemli
                                       şahsı içine alan karmaşık sahneler için oldukça uygun bir şemadır (Görsel 3.27).
                                       Daire sayesinde bu önemli şahıslar kolayca tek bir varlık, bir bütün hâlinde yer-
                                       leştirilebilir. Daireyi şemasını kompozisyonda kullanmak, dairesel şeklin akıcı
                                       hareketine eşlik eden bir denge duygusu verir ve izleyicinin gözü ile sanat eseri
                 Görsel 3.27: Ecce Homo,   arasında doğal bir odak yaratır. Bu şema resimdeki ana ögelerin dış hatlarının
                1550, Titian, Louvre müzesi,
                        Paris          dairesel bir formasyona yerleştirmesi ile oluşturulur. Bu yüzey üzerinde izleyici-
                                       lerin dikkatinin tam olarak olmasını istenilen yere odaklanmasını sağlar.

               Işın Kompozisyon Şeması

               Işınlar güneşin, ilahi mükemmeliyet ve kutsallığın sembolüdür. Mükemmellik özelliğini taşıyan ışın şeması
               genellikle neşeli ve hareketli sahneler (Görsel 3.28), gürültülü durumlar, kilise ayini gibi çeşitli toplu sahne-
               leri, şölenler, düğünler, temsili portreler, perspektife dik-
               kat edilerek çizilmiş ihtişamlı kır ve şehir manzaraları için
               kullanılır. Nadir durumlarda mistik bir hava verme amacı
               ile negatif anlamlarda da kullanılır. Dağılmayı, ayrılığı, bo-
               zulmayı, mahşer gününü ve azizlere yapılan işkenceyi tem-
               sil eder. Işın şeması, yüzeyde gözün tek bir noktaya kaçan
               çizgiler ile kendini gösterir. Bu merkezi perspektifteki kaçış
               noktasıdır.  Yüzeydeki  tüm  ögelerin  hareketi  bu  noktaya
               yönlendirilir ve odak hâline getirilir.               Görsel 3.28: Anahtarların Teslimi, 1482, Pietro Perugi-
                                                                        no (Pietro Perucino), Vatikan Müzesi, Vatikan



                                                           77
   74   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84