Page 133 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 133

3. ÜNİTE



               timi tamamlanan öğrenciler yetenekleri doğrultusunda çalgı bölüklerine yönlendirilmiştir. Öğrencinin çalgısı ile
               ilgili eğitimine bağlı olduğu bölükte devam edilmiştir. Toplu olarak yapılan icralar sayesinde de öğrencilerin eşlik
               kabiliyetleri geliştirilmiştir.
                  Yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren mehterhanelerde verilen eğitimler sonucunda büyük saz sanatkârları
               ve bestekârlar da yetişmiştir. Bu bestekârların mehter için bestelediği eserler, Türk müziği repertuvarına önemli
               katkılar sağlamıştır.
                  Osmanlı Döneminde Batılılaşma hareketleri doğrultusunda mehterhaneler kapatılarak Batıdaki bando düze-
               nine sahip olan Muzıka-yi Hümâyun kurulmuştur (Görsel 3.14).
                  Muzıka-yi Hümâyunun kurulmasından sonra Enderundaki müzik bölümü kapatılmış, geleneksel Türk müziği
               icrası Muzıka-yi Hümâyun çatısında kurulan fasıl heyeti tarafından yürütülmüştür. Osmanlı sarayında askerî mü-
               zik, Türk ve Batı müziği eğitimi ve icrası da Muzıka-yi Hümâyun tarafından yapılmıştır.
                  Çalgı icrasına odaklanan Donizetti, kurumun çalgı eğitimi sistemini oluşturmuştur. Öğrencilerin yan flüt, pi-
               yano, armoni, çalgı bilgisi, Avrupa müziği ve kompozisyon eğitimlerini kendisi vermiştir. Muzıka-yi Hümâyunda
               Donizetti Döneminde kurulan saray orkestrası da müzik eğitiminin uygulama alanı olmuş, orkestra kısa sürede
               konserler vermeye başlamıştır.
                  Guiseppe Donizetti, ders vermeleri için Avrupalı müzisyenleri İstanbul’a davet etmiştir. Muzıka-yi Hümâyunda
               yetişen öğretmenlerin de kurumda ders vermeye başlamasıyla eğitim faaliyetlerine hem yerli hem de yabancı
               eğitimcilerle devam edilmiştir.
                  Guiseppe Donizetti, bando ve orkestranın çalgı ihtiyacını karşılamak üzere Avrupa’dan çok sayıda enstrüman
               getirtmiştir. Osmanlıda zamanla gelişen çalgı yapımı faaliyetleriyle müzik topluluklarında yerli çalgılar da yer al-
               mıştır.
                  Muzıka-yi Hümâyunda geleneksel Türk müziğinin dalları olan fasıl heyeti ve müezzinan bölümleri kurulmuş-
               tur.
                  Fasıl heyeti, önceleri geleneksel müzik icra ederken daha sonra faslı cedit (yeni fasıl) ve faslı atik (eski fasıl)
               olarak ikiye ayrılmıştır. Faslı atik geleneksel Türk müziği icrasına devam etmiş, faslı cedit ise Türk müziğine Batı
               çalgılarının eklendiği yeni bir anlayış sergilemiştir. Fasl-ı cedit,  Batı müziğindeki majör-minör dizilere benzer ma-
               kamlarda bestelenmiş peşrev, saz semâisi, şarkı, köçekçe ve oyun havalarının armonize edilmesiyle oluşan bir
               repertuvar seslendirmiştir.
                  Müezzinan bölümünde yetişenlerin asli görevi dinî müzik icrası olmuştur. Bu bölümde yetişenler beş vakit
               namazda, saraydaki dinî törenlerde, cuma ve bayram selamlıklarında görev yapmış, fasıl heyetinde vazife alabile-
               cek şekilde yetiştirilmiş, usul ve makam öğrenmişlerdir.

































                Görsel 3.14: Muzıka-yi Hümâyun Ankara'da



                                                                                      TÜRK MÜZİĞİ EĞİTİM KURUMLARI  131
   128   129   130   131   132   133   134   135   136   137   138