Page 137 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 137

SÖZLÜK


                                                             A

                abdal             : Gezgin derviş.
                ağız              : Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim
                                    bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.
                akide             : İnanç.
                âlim              : Bilgin.
                analiz            : Çözümleme.

                                                             B
                benlik            : Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet.
                bestenigâr        : Klasik Türk müziğinde en eski bileşik makamlardan biri.
                bezek             : Çekirdek ezgiyi oluşturan seslerin üzerine ya da altına eklenen daha küçük süreli bir
                                    veya birkaç ses.
                biçim             : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

                boy               : Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil,
                                    ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan.
                bölük             : Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sa-
                                    yılan birlik.
                budun             : Kavim, çeşitli özelliklerle birbirine bağlanmış üyelerden kurulu olan toplumsal küme.
                bürokrasi         : Devlet idaresinde bir işi yapabilmek için alınması gereken izin, onay, imza ve uyulması
                                    gereken kurallar.
                                                             C
                cinas             : Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın bir-
                                    kaç yerde kullanma.
                                                             D

                deha              : İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik.
                dergâh            : Dervişlerin toplandıkları ve ayin yaptıkları yer, yapı.
                diplomasi         : Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı.
                doğaç             : Şiir veya sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme.
                doruk             : En üstün başarı düzeyi.
                                                             E

                erkân             : Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler.
                erlik             : Mertlik, yiğitlik.
                                                             F
                fizyoloji         : Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldik-
                                    lerini inceleyen bilim dalı.
                folklorik         : Halk bilimsel.

                füg               : Çok sesli müzikte üretici bir konunun birbirine benzer biçimde yenilenmesinden olu-
                                    şan bir beste türü.
                fütüvvet          : Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
                                                             G
                gaye              : Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.
                gevheri           : Aşık Gevheri tarafından bulunan özel bir ezgi.





                                                                                                             135
   132   133   134   135   136   137   138   139   140   141   142