Page 140 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 140

şeyhülislam       : Osmanlı Devleti’nde, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerin-
                                  den sorumlu olan üye.
                                                           T

              tefekkür          : Düşünme, düşünüş.
              tema              : Bir yazın ya da sanat yapıtında işlenen, geliştirilen konunun anlamca ortaya koyduğu
                                  ana yönelim, bir besteyi oluşturan ana motif.
              teşbih            : Benzetme.
              teşkil            : Oluşturma, ortaya çıkarma, meydana getirme.
              tetkik            : İnceleme.

              tevhid            : Allah'ın birliğine inanma, bir sayma, bir olarak bakma.
              tezhip            : Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi, yaldızlama.
              tını              : Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği.
              tremolo           : Bir nota ya da bir akorun çok hızlı olarak tekrarı.
              tril              : Bir notanın bir üstteki notayla çok hızlı olarak sıralanması.
              tuluat            : Doğaçlama.
              türbe             : İçinde din ve devlet büyüklerinin mezarları bulunan yapı.
              türev             : Türemiş veya üretilmiş şey.
              tütsü             : Dinî törenlerde veya çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu mad-
                                  de, buhur.
                                                           U
              urgan             : Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.
                                                           Ü
              üslup             : Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz.
              üstat             : Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.

              ütopya            : Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce.
                                                           V
              virtüözite        : Çalgısında ustalık, teknik yetenek sergileyebilme.
              voyvoda           : Osmanlı İmparatorluğu’nda, Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri san.
                                                           Y
              yankı uyandırmak : Bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak.
              yesâri            : Solak.

              yığın             : Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.
                                                           Z
              zâkir             : Zikreden, anan.
              zerre             : Çok küçük parçacık.
              zümre             : Topluluk, takım, grup, camia.


















          138
   135   136   137   138   139   140   141   142   143   144   145