Page 84 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 84
2. ÜNİTE
Necip Paşa’dan sonra Muzıka-yi Hümâyun komutanlığına
getirilen İspanyol d’Aranda’nın (Dey Aranda) çabalarıyla Muzı-
ka-yi Hümâyun teşkilatı askerî müziğin dışındaki türlere de yö-
nelerek bir konservatuvar olma yolunda ilerleme kaydetmiştir.
d’Aranda Paşa, İtalyan müzik ekolünün etkisindeki Muzıka-yi
Hümâyuna farklı türden müzikleri ve yenilikleri aktarabilmek
için Fransız sistemini getirip repertuvarda değişikliler yapmıştır.
Saksafon türünden nefesli saz ve çalgılarla topluluğu zenginleş-
tirme yoluna gitmiştir.
Zaman içerisinde müzik okulu hâline gelen Muzıka-yi
Hümâyun; bando, orkestra, tiyatro, dinî müzik, fasıl takımı, orta
oyunu, karagöz, hokkabaz, kukla gibi modern ve geleneksel sa-
natlarla ilgili bölümlerden oluşmuştur.
İspanyol d’Aranda’dan sonra Muzıka-yi Hümâyun komutan-
lığına atanan Guatelli (Guatelli), bestelediği marşlarla sarayın Görsel 2.48: Callisto Guatelli
ve halkın oldukça ilgisini çekmiş, çok sesli Batı müziğini halkın
benimsemesine katkıda bulunmuştur (Görsel 2.48). Görev yaptığı süre içerisinde millî eserlerin çok sesli düzenle-
melerini yapan Guatelli, öğrencilerini de millî kaynaklardan yararlanmaya teşvik etmiştir.
Osmanlıda Batı müziği ve öğretimi veren ilk konservatuvar sayılması mümkün olan Muzıka-yi Hümâyundan
yetişen bandocularla
• 1881’de Tophane Mızıkası,
• 1888’de Bahriye Tersane Mektebinde Sıbyan Mızıkası,
• 1905’te Ertuğrul Mızıkası gibi bando toplulukları kurulmuştur.
Muzıka-yi Hümâyunun gelişiminde Sultan II. Abdülhamit Dönemi de önem taşımaktadır. Bu dönemde Muzı-
ka-yi Hümâyuna opera ve operet bölümü eklenmiş, böylelikle Sultan Abdülmecit’in başlattığı opera ile ilgili giri-
şimler, II. Abdülhamit Döneminde kalıcı hâle gelmiştir. Bu dönemde Avusturya’dan konser için gelen çok sesli bir
koro da padişahın ilgisini çekince dönemin Muzıka-yi Hümâyun şefi Zati Bey (Arca) tarafından 65 kişilik çok sesli
koro kurulmuştur. Koro, Avrupa’dan getirtilen eserleri 1895 yılında seslendirerek ilk Türk çok sesli korosu olmuş
ve iki yıl varlığını sürdürmüştür.
Muzıka-yi Hümâyun içerisinde yer alan orkest-
ra, I. Dünya Savaşı Döneminde senfonik bir yapı
kazanmaya başlamış ve Avrupa turnesine çıkmıştır
(Görsel 2.49). Turnede Viyana, Berlin, Dresden, Mü-
nih, Peşte, Sofya gibi şehirlerde konserler verilmiştir.
Kendi içinde yetiştirdiği müzisyenleriyle bu düzeye
gelebilen Muzıka-yi Hümâyun, Batılı anlamda ilk
Türk konservatuvarı niteliğini taşımakta ayrıca o
dönemde Osmanlı Devleti’nin müziğe bakış açısını
göstermektedir.
Osmanlının son dönemlerinde saray kadınları-
nın müzik eğitimine de önem verilmiştir. Sultan Ab-
dülmecit Döneminde kadınlardan oluşan ve nefesli
sazların kullanıldığı “Kızlar Orkestrası” adı verilen Görsel 2.49: Muzıka-yi Hümâyun seyahatinin afişi
başarılı bir orkestra kurulmuştur. Ancak bu orkestra
Sultan Abdülaziz Döneminde kapatılmıştır. Bu dönemde saraydan ve saray dışından kadınların Avrupa’ya müzik
eğitimi için gönderildiği de bilinmektedir.
Osmanlı sarayı dışında kalan kurumlardaki eğitim faaliyetleri çok sesli müzik eğitimiyle ilgili olmuştur. Sultan
II. Abdülhamit Döneminde yaygınlaşan bandolara müzisyen yetiştirmek amacıyla müzik okulları açılmaya baş-
lanmış ancak bu kurumlar yeterince gelişememiş ve süreklilik gösterememiştir. Tophane Mızıkası (1881-1909)
ve Askerî Dikimhane Mızıkası (1896-1900) gibi bazı kurumlar bando görevinin yanı sıra müzik okulu işlevini de
sürdürmüştür.
82 TÜRK MÜZİĞİNDE DÖNEMLER

