Page 86 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 86

2. ÜNİTE


                2.4.2. Klasik Batı Müziğinin Türk Müziğine Etkisi

                Osmanlının son dönemlerinde askerî, siyasi ve sosyal yaşamdaki değişim, müziğe de yansıyarak etkilerini gös-
             termiştir. Batı kültür ve medeniyetini örnek alarak yaşanan bu değişim hareketi, Türk müziğinin saraydaki konu-
             mu ve işlevini zaman içerisinde değiştirmiştir. Yapılan sanatsal faaliyetlerde opera, tiyatro ve orkestraların sayıları
             artmış, geleneksel fasıl icraları seyrekleşmiştir. Solo icralar ise korolara oranla daha çok izleyici bulmuştur.
                Saray içindeki birçok besteci klasik Batı müziğinden etkilenmiştir. Batı’nın vals ritmiyle Türk müziği eserlerinin
             bestelenebileceğini kanıtlamak isteyen Hamamizâde İsmail Dede Efendi’nin 3/4’lük vals ritmindeki “Yine Bir Gül-
             nihâl” adlı şarkısı bu duruma önemli bir örnektir.
                Klasik Batı müziği etkisi, makam müziğini seven, dinleyen ve hatta bu alanda besteler veren III. Selim ve II.
             Mahmut’tan sonra özellikle Sultan Abdülmecit zamanında daha çok hissedilmiştir. Abdülmecit Döneminde sa-
             rayda sadece Batı müziğine yer verilmiştir. Abdülmecit için marş besteleyen Fransz Litsz (Frans Lis) gibi birçok
             ünlü müzisyen konser için saraya davet edilmiştir.
                Türk müziği Cumhuriyet öncesinde yüz
             yıla yakın bir süre devlet desteğinden kısmen
             mahrum kalmıştır. Türk müziğinde gelenek-
             sel olan büyük form ve usullerin kullanımı
             azalmıştır. Geleneksel müzik anlayışını be-
             nimseyen müzisyen, besteci, çalgı icracıları
             ve halkın ilgisiyle Türk müziği 20. yüzyıla ta-
             şınmış ve devamlılığını sağlamıştır.
                Osmanlı sarayında etkisini artıran Batı
             müziğinin  saray  dışındaki  etkisi  19.  yüzyılın
             ilk çeyreğinde başlamıştır. Batı müziğinin yo-
             ğun bir şekilde kullanıldığı tiyatrolar zamanla
             etki alanını genişletmiştir. Beyoğlu semtinde
             açılan Naum  Tiyatrosu (Görsel 2.51), Gedik  Görsel 2.51: Naum Tiyatrosu illüstrasyonu
             Paşa Tiyatrosu (Osmanlı Tiyatrosu), Yıldız Sa-
             rayı Tiyatrosu ve Fransız Tiyatrosunda opera ve operetler sergilenmiştir. 19. yüzyılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde
             İstanbul dışında İzmir ve Selanik gibi şehirlerde de opera gösterileri yapılmıştır. Gedik Paşa Tiyatrosunun yönetici-
             si olan Güllü Agop, halkın ilgisini daha çok çekmek
             amacıyla Fransız operetlerini Türkçeye çevirterek
             oynatmaya başlamıştır. Bu yöntem, belli bir kesim-
             de ilgi oluştursa da genele yayılmamıştır.
                Beyoğlu’nda bulunan tiyatro, balo ve eğlen-
             ce mekânları, yabancı devletlerin elçilik ve kül-
             tür merkezleri Batı müziği etkinlikleri için önemli
             mekânlar olmuştur. Etkinliklerin yapılabilmesi için
             tüm kapalı ve açık mekânlar değerlendirilmiş, bu
             etkinlikler konser ve operalardan oluşmuştur.
                Batı müziği bu dönemde zengin şehir halkı ara-
             sında daha da yaygınlaşmıştır. Batı müziğinin te-
             mel çalgısı olan piyanoya özel bir ilgi oluşmuştur.
             Evlerde bulunan piyanoların sayısı artmış, özellikle
             kız çocuklarına piyano dersi aldırılması geleneği
             hızla yayılmıştır. Batı müziğinin etkisiyle gelişen
             müzik piyasasında piyano satıcılarına, akortçulara
             ve  gramofon mağazalarına daha sık  rastlanır  ol-
             muştur. Gramofonun gündelik hayata girmesiyle
             müziğin etki alanı genişlemiştir (Görsel 2.52). Batı
             müziği çalgılarının eğitim metotları da bu dönem-  Görsel 2.52: Kahvehanede gramofon
             de yayımlanmaya başlanmıştır.


           84  TÜRK MÜZİĞİNDE DÖNEMLER
   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91