Page 35 - Osmanlı Türkçesi 3
P. 35

34                                                               BİRİNCİ ÜNİTE


                   kelâmike.”  gibi  Arapça  levhaların
                   yanı  sıra  son  birkaç  yüzyılda  Türk-
                   çe  beyitlerden  yahut  kıtalardan
                   oluşan levhalar da yaygınlaşmaya
                   başlamıştı. Bu levhalarda dönemin
                   şairlerinin divanlarından seçilmiş kı-
                   talar,  beyitler  yazılı  olurdu.  Bunlar
                   “Kimsenin lütfuna olma talip / Be-
                   deli  cevher­i  hürriyettir.”,  “Benden
                   bana olur her ne olursa / Başım ra-
                   hat eder dilim durursa.”, “Masivadan el çekip mahluktan ümidi kes / Virdin olsun
                   her  nefes,  Allah  bes  baki  heves!”,  “Hiç  kimsesiz  kimse  yoktur,  her  kimsenin  var
                   kimsesi / Kimsesiz kaldım medet ey kimsesizler kimsesi!”, “Hak tecelli eyleyince her
                   işi asan eder / Hâlk eder esbabını bir lahzada ihsan eder.”, “Hû’ya düştün ey dil,
                   meclis­i takvaya gelmezsin / Gözün aç, gafil olma bir dahi dünyaya gelmezsin.”
                   gibi hem akılda kolay kalacak sözleri içerir hem de levhaya gözü ilişen ev halkının
                   veya misafirin kısa süre zarfında iyiye, güzele ve ahlaklı olmaya dair pek çok de-
                   ğeri hatırlamasını sağlardı.

                      Konaklar ve köşklerdeki misafir odalarının kıbleye bakan duvarlarında da oda-
                   da kalan konuğu hem namaz kılmaya teşvik eden hem de başka birilerine sor-
                   maksızın kıblenin yönünü bulmasına yardımcı olan levhalar asılırdı. “İnat etme git
                   namaza / Rahmet olmaz bînamaza.” ve “Ey misafir kıl namazın kıble bu canipte-
                   dir / İşte leğen işte ibrik işte peşkir iptedir.” gibi beyitlerin yazılı olduğu bu levhala-
                   rın üstüne müzehhip çoğu zaman bir mescit, bir havlu, leğen, ibrik ve bazen de
                   Kâbe’nin resmini yapardı.
                      Yatak odalarına asılan bir yazı ise yedisi insan, sekizincisi ise bir köpekten ibaret
                   olan Yedi Uyurların isimlerinin yazılı olduğu levhalar idi. “Yemliha, Mislina, Mekse-
                   lina, Mernuş, Tebernûş, Şâznûş, Kefeştatayyûş, Kıtmir” isimlerinin yazılı olduğu bu
                   levhalar ­ki hattat Mahmut Celaleddin Efendi tarafından yazılmış olan çok nefis
                   bir örneği bugün Büyükdere’deki Sadberk Hanım Müzesi’nin ikinci katında yer al-
                   maktadır­ özellikle uyumakta güçlük çeken çocukların karyolalarının başucuna
                   asılırdı.

                      1928’de yazının ve zaman içinde kültürün değişmesi, levhaların ve o levhalar-
                   da yazılı olan şiirlerin, beyitlerin günlük hayatın koşuşturmasına teslim olmuş insan-
                   ların hayatından yavaş yavaş çıkmasına sebep oldu.

                      Hat sanatı ise ona gönül vermiş birkaç üstat sayesinde yaşamaya devam edi-
                   yor. Arap harfleri kaldırılalı neredeyse seksen sene olmasına rağmen Türk hattatlar
                   bugün de Arap harfleri ile yazan ülkeler arasında kaligrafi alanında birinciliği kim-
                   selere bırakmıyor, bu gidişle bırakacağa da benzemiyor.

                                                                                  Burak Çetintaş (Basından)
   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40