Page 33 - Osmanlı Türkçesi 3
P. 33
32 BİRİNCİ ÜNİTE
Serbest Okuma
OSMANLI’DA HAT SANATININ ÖNEMİ
Osmanlı mimarisinde
hat sanatı harflerin irileş-
mesi, yazı karakterlerinin
oturması, dolayısı ile bo-
yut ve şekil değiştirmesi
ile birlikte önemli bir yere
sahip oldu. Selçuklular-
da ve Osmanlı’nın kuruluş
döneminde çini karolar
üzerine yazılmış ayet, sure
ve diğer kitabeler 14. yüzyıldan itibaren yerlerini mermere kazınmış kitabeler ile
mukavvaya yahut deriye yazılmış devasa ebatlardaki levhalara bırakmış ve za-
manla hat sanatı içindeki farklı ekoller artık iyiden iyiye fark edilir bir hâl almıştı.
Bursa, İznik, Edirne ve fetihten sonra İstanbul’da yaptırılmış olan taş yapıların du-
varlarına, binaları yaptıran padişahların ve sultanların hayırla anılmasını isteyen
tarih kitabelerinin yanında bir de dinî içerikli çini kuşak yazıları ile mermer kitabe-
ler ve İslami motiflerle bezeli çini duvar panoları da yerleştiriliyordu. 16. yüzyıldan
itibaren camilere, tekke ve diğer dinî yapılarla medreselere duvardan bağımsız
levhalar da asılmaya başlandı. Bunlar genellikle camsız ve çerçeveli olup kâğıt,
mukavva, tahta ve deri üzerine yazılmış ayet ve surelerle ilgili levhalardı. Mekânın
iç hacminin hayli büyük olması dolayısıyla camilere asılan levhaların boyutları da
hayli büyük olurdu. Fatih, Ayasofya, Bayezid, Süleymaniye, Sultanahmet, Nuruos-
maniye camileri başta olmak üzere pek çok camide bu ve benzeri büyük boyutlu
levhalara rastlamak mümkündü.
Bugün, büyük camilerdeki birkaç adam boyun-
daki devasa levhalar dışında ibadethanelerde lev-
ha kalmamış gibidir. Sultanahmet, Süleymaniye,
Aksaray Valide ve Şehzade camilerindeki irili ufaklı
levhalardan neredeyse tamamı kaldırılmış, götü-
rülemeyecek büyüklüktekiler ise yerinde bırakılmış-
tı. Mesela, Ayasofya müze yapıldığında Kazasker
Mustafa İzzet Efendi’nin her bir harfinin kalınlığı ne-
redeyse 35 santime ulaşan ciharyârı güzin levhala-
rı, büyük oldukları için yerlerinden indirildikleri hâlde
binanın kapısından çıkartılamamış ve senelerce bir
kenarda beklemiş; sonra bir aralık İslam Eserleri Mü-
zesi müdürlüğü de yapmış olan üstat ve tarihçi İb-
nülemin Mahmut Kemal İnal’ın da ön ayak olması
ile yeniden asılabilmişlerdi.

