Page 112 - Türkçeyi Etkili Kullananlar
P. 112

H          oca Ahmed Yesevi
                                                                HOCA AHMED YESEVÎ

                                                                                                 (1093-1166)




                                                       Hayatı ve Eserleri


           Batı Türkistan’ın Sayram kasabasında doğmuştur. Anne ve babası dönemin önemli şahsiyetlerinden
           olan Yesevî, anne ve babasını kaybettikten sonra ablası ile Yesi şehrine yerleşmiştir. Öğrenimine Yesi’de
           başlamış; Arapça ve Farsçayı, İslami ilimleri burada öğrenmiştir. Yusuf el-Hemedânî ve Arslan Baba
           gibi dönemin önemli âlimlerinden tasavvufi dersler almıştır. Dîvân-ı Hikmet’te sıkça rastlanan “Altmış
           üçte girdim yere” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Hz. Muhammed’in bu yaşta defnedilmesinden
           ilham  alarak  yer  altında  bir  hücre  hazırlatmış,  vefatına  kadar  burada  ibadetle  meşgul  olmuştur.
           “Hikmet” adını verdiği şiirlerini bu yer altı hücresinde söylediği ve bu şiirlerin dervişleri tarafından
           kayda geçirildiği düşünülmektedir.
           Şiirleri, Dîvân-ı Hikmet adlı külliyatta bir araya getirilmiştir.



                               Türkçeye Katkıları



           •   Orta Asya’da şekillenen Türk tasavvuf düşüncesi, yetiştirdiği önemli kişilerin bir kısmını yeni bir
               Türk yurdu olarak yapılanan Anadolu’ya göndermiştir. Anadolu’nun hem Türkleşmesi hem de
               Müslümanlaşmasında büyük bir paya sahip olan ve “Horasan erenleri” olarak adlandırılan bu öncü
               kuvvetin oluşumunda Ahmed Yesevî’nin rolü büyüktür.
           •   Mutasavvıf bir şair olan Ahmed Yesevî için şiir, düşüncelerini karşısındakine iletecek bir araçtır.
               Dolayısıyla hitap ettiği insanla aynı dili konuşmalı ve karşı taraf, söylediklerini bütünüyle
               anlamalıdır. Bu sebeple düşüncelerini yalın bir Türkçeyle ve muhatabının seviyesine göre ifade
               etmiştir.
           •   İslamiyet’in Türkler arasında yayıldığı dönemde çokça sevilen ve “hikmet” adı verilen şiirleri ile ilk
               tasavvufi ekolü oluşturmuştur.
           •   Düşüncelerini Arapça, Farsça bilmeyen Türk dervişlerine anlatmak için Türk halk edebiyatı
               şekilleri ile hece ölçüsüyle şiirler söylemiştir. Bu şiirler, özgün bir isim olarak  “hikmet” adı ile
               tanınmış ve Dîvân-ı Hikmet adı altında bir araya getirilmiştir.
           •   Ahmed Yesevî, Arap ve Fars edebiyatını çok iyi bildiği hâlde çevresinde İslamiyet’le yeni tanışan
               ve yeni inançlarına çok güçlü bağlanan temiz kalpli Türkler halkalandığından uzlete çekildiği
               çilehanesinde ziyaretine gelenlere kolayca
               anlayabilecekleri Türk dili ile hitap etmeyi
               tercih etmiştir.

           •   Türkistan’daki diğer âlimler eserlerini çağın
               ilim dili kabul edilen Arapça ile yazarken   Pir-i Türkistan olarak da anılan Ahmed Yesevî’nin
               Ahmed Yesevî, Türkçeyi tebliğ dili olarak    hikmetleri çok sevildiği için dervişlerinin yazdığı
               tercih etmiştir. Dîvân-ı Hikmet’te konusu    hikmetlerin de Dîvân-ı Hikmet içinde yer aldığı
               gereği çok sayıda Arapça ve Farsça kelime    düşünülmektedir.  Eserin  nüshalarında  içerik
                                                            ve dil açısından farklılıkların olması bu görüşü
               yer alsa da metnin temelde Türkçe oluşu,     kuvvetlendirmektedir.
               Türk dili tarihi yönünden çok önemlidir.



      110                                   Türkçeyi Etkili Kullananlar
   107   108   109   110   111   112   113   114   115   116   117