Page 11 - Felsefe 10 | Kazanım Kavrama Etkinlikleri
P. 11

2          FELSEFE 11



          2. Yönerge  15. yüzyıl-17. yüzyıl felsefesinde öne çıkan görüşlerin “hümanizm, bilimsel yöntem, kartezyen felse-
                  fesi, hukuk felsefesi” olduğunu belirterek öğrencilerin aşağıda verilen metinlerdeki boşluklara ilgili
                  kavramı yazmalarını sağlayınız.
          3.  İnsanın özü ile bu dünyadaki yerinin ne olduğunu araştıran çalışmalara ………….. adı verilmiştir.
             Modern insanın yeni dünya ve evren anlayışını ve duygusunu dile getiren bir akımdır. Bu yeni duy-
             gu ile insan, dinden bağımsız bir kültür kurmak dünya ve insanla ilgili bir felsefe ortaya koymak ve
             kültür bilimlerini temellendirmek istiyordu. Bu görüş, insanı MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin bakış
             açısından farklı olarak ele alan ve Antik Yunan felsefesine geri götüren bir yaklaşımdır. İnsanın
             merkeze alındığı ve aklının öne çıkarıldığı bu yaklaşım, ilkin bugünkü İtalya’da gelişmiştir. Bu coğ-
             rafyada yapılan çeviri faaliyetleri ve Antik Yunan düşüncesine dayanan felsefi arka plan, bu görüşün
             asıl nedenleridir.
          4.  Skolastik düşüncede insanın kendi aklını kullanmak yerine otorite kabul edilen Platon ve Aristoteles
             gibi bazı filozofların ve din adamlarının görüşlerini sorgulamadan eleştirmeden körü körüne bağ-
             lanmak tercih edilmiştir. Rönesans düşüncesi ise bilimde otorite olmuş kişilerin bilgilerine değil de-
             ney ve gözleme yönelmiştir. İşte 15-17. yüzyıl, ………………in geliştiği dönemdir. Gözlem, deney,
             hipotez ve matematiksel ilerleme bilimin yöntem kazanmasına katkı sağlamıştır.

          5.  Descartes [Dekart (1596- 1650)] felsefesi olarak bilinen …………, doğru bilgiyi açık ve seçik olarak
             ortaya koymaya çalışan yöntemli bir felsefedir. Descartes, bilgilerden şüphe ederek kendisinden şüp-
             he edilmeyen bilgilere ulaşmaya hedefler. Bu şüphe, bazı sofistlerde olduğu gibi amaç değil, doğru
             bilgiye ulaşmak için kullanılan bir araçtır. Descartes, her şeyden kuşku duyabileceğini ancak son
             noktada tüm kuşkularının farkında olduğunu, böylece kuşkularından kuşku duyamayacağını belir-
             terek bu süreci  “Düşünüyorum, o hâlde varım.” sözüyle ifade eder. Dolayısıyla insanın akıl yoluyla
             kesin olan “a priori” bilgilere ulaşabileceğini iddia eder.
          6.  Rönesans’ta reform hareketleri, devlet ve hukuk üzerine düşüncelerin artmasını sağlamıştır ve bu-
             nun doğrultusunda kilisenin gücü giderek azalmıştır. …… ……….. konusunda Niccolo Machiavelli
             [Nikolo Makyevelli (1469- 1527)] ve Thomas Hobbes’un [Tamıs Habs (1588- 1679)], Thomas Mo-
             re’un [Tamıs Mor (1478-1535)] görüşleri önemlidir. Machiavelli, İtalya’nın güçlü bir hükümdar tara-
             fından yönetildiği zaman ulusal birliğin sağlanabileceğini ileri sürer. Devletin varlığını sürdürmesi
             için başvurulacak her yolun hukuka uygun olacağını iddia eder. Hukuk, devletin varlığını garanti
             eden kurallardır. Bu nedenle hükümdarın mutlak güç sahibi olması gerekir.

          3. Yönerge  Öğrencilerin aşağıda verilen N. Kopernik (Kopernik), G. Galileo (Galile), F. Bacon (Beykın) ve I.
                  Newton’un (Nivtın)’a ait bilimsel çalışmaların 15. yüzyıl-17. yüzyıl felsefesi üzerindeki etkilerine de-
                  ğinen metni okuyarak metinle ilgili soruları cevaplamalarını sağlayınız.


                                       MODERN DÜŞÜNCEYE DOĞRU

               Aristoteles’in (MÖ 384-322) bilim anlayışı sadece İlk Çağ’la sınırlı kalmayıp 17.yüzyıla kadar
           etkisini sürdürmüştür. Aristoteles’e göre evren, Ay altı ve Ay üstü olmak üzere ikiye ayrılır. Ay altı
           âlem, yaşadığımız dünyadır ve bu dünya, evrenin merkezindedir. Bu dünyada tüm hareketler doğ-
           rusal biçimde olmaktadır. Ay üstü âlemde ise dairesel hareket vardır. Ay altı âlemde değişim nicelik-
           sel olarak değil, niteliksel olarak olmaktadır. Cisimlerin nitelikleri değişmektedir. Önemli olan taşın
           nasıl düştüğü değil, niçin düştüğüdür ve bu araştırılmalıdır. Çünkü tüm cisimler, bir amaca göre
           hareket etmektedir. 15-17. yüzyıl felsefesi dönemine kadar Aristoteles’in görüşlerinin etkisi altında
           kalan Ptolemy’un [Batlamyus (MS 85-165)] ileri sürdüğü “dünya merkezli evren” sistemi kabul edil-
           miştir. Ancak 15. yüzyıldan itibaren Aristoteles’in evren ve fizik anlayışlarına karşı önemli eleştiriler
           olmuştur.
               Kopernik (1473-1543), bu evren anlayışına karşı çıkarak Ay üstü âlemdeki cisimlerle dünyadaki
           cisimlerin fiziksel özelliklerinin aynı olduğunu savunmuş ve evrenin Dünya merkezli değil, Güneş



          10
   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16