Page 120 - Osmanlı Türkçesi 1
P. 120

B E Ş İ N C İ Ü N İ TE

                                                        ،كر هترسوﮔ يي هحاس رب ﺶینﮔ ىسیئر هیدلب
                                                    ّ
                                  ،كردیا تراشا ىلمح رب راط و ردیغلرازم ناملسم ىساروب هتشیا-


                                                                   !يغلتاشام نایتسیرﺧ هد ىساروب-

                                                                     :ﺶمتیا هولاع هرﯕوص ندنوا و

                            .زڭسیرلیب هدیا ینمتخ نينوكی ڭنیرلیرید ندقرف يك هدنسارآ ڭنیرلولوئ-


                                                         ،ﺲیئر لي هقیرمآ هدنسیشراق هلباقم یزﺟو وب

                                 .ﺶیمد ،مدشم همتیشیا باوﺟ رب ندیا مازلا ردق وب نيب هدتمایح نب-


                 ﺬفان قوراف                                                                     )...(

                 )ندنسیﮔرد تایح(

                 LÜGATÇE
                 ادا (eda): Tavır, üslup, davranış biçimi.  خسرف  (fersah): Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık
                 لایتسا (istila): Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme.  ölçüsü; çok uzun mesafe, uzaklık.
                   ّ
                 تیلقا (ekalliyet): Azınlık.                ﻞباق (kabil): Olabilir, mümkün.
                                                            هكراتم (mütareke): Ateşkes.
                 مازلا (ilzam): Delillerle karşı tarafı susturma.
                                                            هبرامح (muharebe): Savaşta yapılan çarpışmalardan
                 ﻎیلب (beliğ): Yeterli, tam ve açık.
                                                            her biri.
                 قیقتح (tahkik): Araştırma, soruşturma.
                                                            ﻒلتمخ (muhtelif): Çeşitli, zıt, birbirine uymayan.
                 تیصوصﺧ (hususiyet): Özellik.
                                                            قلتاشام (maşatlık): Müslüman olmayanların
                 دحرس (serhat): Sınır boyu.                 mezarlığı.
                 قرش (şark): Doğu.                          هلباقم (mukabele): Bir işin, davranışın gerektirdiği
                 ادرف (ferda): Yarın, gelecek günler.       karşı davranış veya iş, karşılık.


                                               Sı ra S İ zd E

                   Aşağıdaki soruları “Erzurum’a Dair Bir İki Satır” başlıklı metne göre sözlü

                   olarak cevaplayınız.
                   1. Yazarın “haritada gördüğü Erzurum” ve “gezip gördüğü Erzurum”la il-                 OSMANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ
                      gili izlenimleri nelerdir?                                                            DAHA FAZLA METNE BU  KAREKODLA ULAŞABİLİRSİNİZ.

                   2. “Erzurum’u gezip görmek mümkün oldu ise de anlamak kabil olma-
                      dı.” sözü size ne düşündürmektedir?
                   3. Metinde Erzurum insanıyla ilgili neler söylenmektedir?

                   4. Yazar, Aras Nehri ile Kara Fatma arasında nasıl bir ilgi kurmuştur?
                   5. Metinde Belediye Reisi ile General Harbord arasında geçen olay size
                      neler düşündürmektedir?                                                             119
   115   116   117   118   119   120   121   122   123   124   125