Page 15 - Osmanlı Türkçesi 3
P. 15
14 BİRİNCİ ÜNİTE
Kim, Ne Dedi?
Bir milletin ataları, asırlarca o kelimelerle duy-
muş, onlarla düşünmüş; birbirlerini ve evlatlarını o
kelimelerle sevmiş, bu kelimeleri tamamıyla millî
bir sanatla işleyip Türk yapmışsa evlatlar artık o
kelimelere düşman kesilemezler.
Unutmamak lazımdır ki Türk dili, “Kendi Gök
Kubbemiz” kitabını meydana getiren muhteşem
şiirlerin söylendiği limandır. Bir dil; “Açık Deniz” gibi,
“Süleymaniye’de Bayram Sabahı” gibi, “Bir Tepe-
den”, “Itri”, “Vuslat” ve “Erenköy’ünde Bahar”lar
gibi şiirler söyleyebiliyorsa bu dil hatta dünya ölçü-
sünde büyük lisan demektir.
N. S. Banarlı, Türkçenin Sırları
Bize Arapça ve Farsçayı zorla değil, seve seve
ve binbir emek pahasına benimseten, bu dillerin
kendisi değil, onların arkasında bulunan ve o de-
virde yüksek bilinen medeniyet olmuştur. Osmanlı-
canın arkasında bin yıl içinde yaşamış medeniyet
âlemi vardır. Türkçeye girmiş olan her yabancı ke-
lime, atalarımızın kutsal bir değer verdikleri yüzler-
ce kitaptan aktarılmıştır. Bir gün Osmanlıca, kendi
medeniyet çerçevesi içinde ilmî olarak incelendi-
ği zaman her kelimenin ne vakit, kim tarafından,
ne maksatla, hangi tesirler altında Türkçeye so-
kulduğunu öğrenebileceğiz… Bin yıllık mazisini bilmek (isteyen), mutlaka Os-
manlıcayı öğrenmek mecburiyetindendir… Alain [Alen], modern olmak için,
insanlık tarihini, kültür vasıtasıyla yeniden yaşamak lazım geldiğini söyler. Bir
milletin gençleri de hâlihazırın manasını anlamak için mazisini bilmelidir. “Bu
eski eserler, bize ne öğretecek?” diye soruyorlar. Bin yıl, nasıl düşündüğümüzü,
nasıl yaşadığımızı, nasıl hissettiğimizi... Bunu bilmek az şey midir? Bunu bilme-
den bugünkü merhale nasıl anlaşılır ve değerlendirilir?
Bir millet, muhtelif safhalarını aşa aşa ilerler. İleri bir medeniyet safhasını ge-
rektiren ve aydınlatan daha önceki safhalardır. Orta Çağ İslamTürk medeni-
yetini tam manasıyla değerlendirmek için göçebe medeniyeti safhasını bil-
mek lazımdır. Oğuz Kağan Destanı ile Dede Korkut Kitabı’nı okuduktan sonra
Yunus Emre veya Mevlâna gibi yeni kıymetlerin getirdiklerini çok iyi anlarız.
***
Ben Osmanlıcayı sadece eski eserleri anlamak bakımından değil, derin kül-
türün temelini teşkil edecek olan kitapların okunması için de faydalı ve lüzum-
lu görüyorum.
Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil

