Page 124 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 124

3. ÜNİTE



             alır. Bir nevi bilgi alışverişinde bulunulan sohbetler sabaha kadar dinlenir.
                Anadolu Aleviliği diğer bölge ve coğrafyalara göre birtakım farklılıklar gösterir.  Müzikal ifadelerin ritmik ve
             ses dizgeleri üzerindeki değişiklikleri, cemin ibadet kısmında icra edilen ve inancın temelini oluşturan “kırklar”
             olgusunda okunan mihraçlamanın farklılığı, on iki hizmetin sürdürülmesinde görülen sıralama veya uygulama
             farklılıkları, “yol bir, sürek bin bir” ifadesinin çıkmasına neden olmuştur. Bu farklılıklar, cemlerde çalınıp okunan
             müziklerin tür ve çeşitlerinin zenginleşmesine de zemin oluşturmuştur.
                3.1.2. Geleneksel Sohbet Toplantılarının Müzik Eğitimine Katkıları
                Geleneksel sohbetler, Anadolu coğrafyası içerisinde farklı yerlerde, farklı adlarla yaşatılmakta ve anılmaktadır.
             Son otuz yıllık dönem içerisinde yoğun bir şekilde yaşanan sanayileşme, kentleşme ve teknolojik gelişmelerin
             etkisiyle birçok bölgede kaybolan veya kaybolmaya yüz tutan bu kültür değerleri, bireysel çabalarla yaşatılmaya
             çalışılmaktadır. Birçok bölgenin belli yörelerinde (Balıkesir, Çankırı, Kütahya, Şanlıurfa vb.) yerel, bölgesel veya
             ulusal hâle gelen geleneksel sohbet toplantıları modern çağda da benimsenmiş ve yaygınlaşmıştır. Bu durum
             sohbet toplantılarının belli bir estetik düzeye ulaşması ve diğer folklorik unsurların önüne geçmesi sonucunu
             doğurmuştur.
                Geleneksel sohbet toplantıları Türk halk edebiyatı, dansları ve müziği, köy oyunları ve toplumsal değerleri
             aktarmada önemli roller üstlenmiştir. Toplumsal değer, ölçüt ve kültür ögeleri anlamında diğer uluslardan keskin
             çizgilerle ayrılmayı sağlayan bu toplantılar, Türk kültür mirasının vazgeçilmez unsurlarıdır.
                Geleneksel sohbet toplantıları yerel ve toplumsal sorunları tartışmak, dayanışmayı ve karşılıklı iletişimi güç-
             lendirmek amacıyla özellikle kış mevsiminde, belirlenen bazı evlerde düzenli olarak yapılmaktadır. Bazen sabahın
             erken saatlerine kadar süren bu toplantılarda yemek eşliğinde müzik, oyun veya danslara da yer verilir.
                Toplantılara din, dil ve ekonomik düzey farkı gözetmeksizin herkes katılabilir. Katılanlarda dürüst bir aileden
             gelme, güvenilir ve yaşlılara karşı saygılı olma, en az on altı yaşında olma şartları aranır. Bu toplantılara katılanlar,
             hak ve sorumluluklar bakımından eşittir. Sohbet toplantıları; toplumsal adalet, ahlaki değerler, iyilik yapma, saygı,
             müsamaha gibi değerleri aktardığı için önemli bir eğitici işlevi gerçekleştirir.
                Evlerde ve Konaklarda Musiki Meclisleri

                Musiki meclisleri, Osmanlı musiki geleneğinin oluşmasıyla 1900’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. Saraylar ve tekke-
             ler dışında musikinin seçkin bir kurumu olarak yıllarca yaşayan musiki meclisleri, cumhuriyetin kurulmasından
             sonra da farklı şekillerde varlığını sürdürmüştür. Kitle haberleşme araçlarının yeterince gelişmediği çağda fikir,
             sanat ve müzik adamlarının birbirlerini tanımaları, duygu, düşünce ve fikir alışverişinde bulunmaları, konser ver-
             meleri ve bir araya gelmeleri bu meclislerde oluyordu.
                Meclis musikisi, bir musiki üstadının evinde ya da konağında yapılırdı. Bu toplantılara sadece davetliler ka-
             tılabilirdi. Davetliler toplumun seçkin ve elit kişileriydi. Musiki meclislerinin varlık sebebi musikinin kendisiydi.
             Evlerde ve konaklarda başta musiki konuları olmak üzere farklı konularda sohbet yapılır, musikişinaslar ve sanat-
             severler kültür çevresinin mensuplarıyla tanışırdı. Bazen bu meclislere musikiye hevesli gençler de davet edilirdi.
             Gençler bu meclislerde musikiyi tanır, öğrenir, icra eder, toplulukta hazır bulunan musikişinaslarla tanışırdı.
                Musiki meclisleri, padişah ve çevresine hitap eden saray meclislerinde ya da saray dışındaki konaklarda veya
             evlerde toplanırdı. Her iki meclisin icracıları da meşk yaparak musiki repertuvarlarını genişletirdi.
                Tanzimat’tan 20. yüzyılın son çeyreğine kadar musikişinasların ve musiki severlerin çevresinde kurulan mec-
             lislerin icraatları varlıklı kişilerin himayesi ve koruması altında devam etmiştir.
                20. yüzyıl musiki meclislerinden bazıları hafızalarda iz bırakmıştır. Özellikle yazar Neyzen Hakkı Süha Gezgin’in
             evi meşkhane ile meclisi birleştiren iki yönlü işleviyle geleneği yaşatmış olması bakımından önem taşır. Son dö-
             nem musiki tarihimizde en kalıcı iz bırakanlardan birisi de tarihçi İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın meclisidir.
             Bu meclis musikişinaslarla tarihçileri, üniversite hocalarını ve devrin önde gelen aydınlarını bir araya getirmesi
             yönüyle seçkin bir meclisti. Pazartesi akşamları İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın konağında yapılan meclislerde
             Türk örf, adet ve ananeleri yaşanır ve yaşatılırdı. Bu meclise katılanlara Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı,
             Hasan Ali Yücel, Behçet Kemal Çağlar, Ekrem Karadeniz, Alâeddin Yavaşca, Osman Nuri Ergin, Süheyl Ünver, Zeki
             Arif Ataergin, Suphi Ezgi, Saadettin Kaynak, Arif Sami Toker, Süleyman Erguner, Cevdet Çağla, Nevzat Atlığ, Sela-
             hattin İçli ve Tamburi Necdet Yaşar gibi dönemin önde gelen sanatkârları örnek verilebilir. İbnülemin Mahmud
             Kemal İnal’ın Beyazıt’taki konağında vefatına kadar yaşattığı bu meclislerde önce fasıl dinlenir, sonra musiki, tarih
             ve edebiyat konularında sohbet edilirdi.



         122   TÜRK MÜZİĞİ EĞİTİM KURUMLARI
   119   120   121   122   123   124   125   126   127   128   129