Page 19 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 19

1. ÜNİTE



                  OKUMA PARÇASI
                                                       İĞDE AĞACI
                     1937 yılının bahar mevsimi idi. Gazi Orman Çiftliğine Ak Köprü tarafındaki yoldan gidiyorduk. Çiftliğin o
                  parçası meyve bahçesi hâline konulmuş, fidanlar sıra sıra dikilmişti. Şimdi gölgeliği ve bol yeşilliği ile çok gü-
                  zel olan bu yol o zamanlar henüz küçük, çelimsiz ağaçların sıralandığı, yaz mevsiminde dahi pek çok bölgesi
                  olmayan bir yerdi.
                     Atatürk bu eski çıplak topraklar üzerindeki meyve bahçesi hâline gelmiş olan bu yerlere neşe ile bakıyor-
                  du. Şimdi uzun kavak ağaçlarının bulunduğu yol kenarında işçiler çalışıyor ve fidanlar dikiyorlardı.  Atatürk
                  birdenbire şoföre “Dur!” diye bağırdı. Yere indiği vakit orada olanlara, “Burada bir iğde ağacı vardı, o nerede?”
                  diye sordu.































                  Görsel 1.9: İğde ağacı

                     Kimse iğde ağacını bilmiyordu (Görsel 1.9). Çünkü orada çalışanlar, yenilerini dikmekle meşgul idiler.
                  Atatürk’ün biraz evvelki neşesi kalmamıştı. Çünkü çiftliğin ilk çorak günlerinin bir yeşillik hatırası yerinden
                  çıkarılmış ve yok olmuştu. Yol boyunca yürüyerek iğde ağacını aradık. “İğde eski ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat
                  yaşayan ve baharda hoş kokularını etrafa saçan, güzel bir ağaçtı.” diyordu.
                     Çiftlik merkezine gelmiştik. Büyük hamamın yapısı bitmişti. Onu gezerken iğde ağacını yerinden kimin
                  çıkartmış olduğunu da soruşturmak için ilgili durumda olanlara sorular sordu. Kimse bu küçücük ağacın
                  akıbeti hakkında bir haber veremedi.
                     Atatürk bu önemsiz gibi görünen işten hüzün duymuştu. Uyarılarda bulundu, emirler verdi, eski ağaçlar
                  da korunacak ve bakılacaktı.
                     Çünkü o yeşilliğin hasretini, İstiklal Savaşı boyunca çok çekmişti. Çankaya’yı oturmak için seçmesine ne-
                  den, birkaç büyük karakavak ağacının bulunması idi. Onların rüzgârlı günlerdeki hışırtısından daima zevk
                  duyardı.
                     O gün çiftlik dönüşü uzun uzun ağaçlardan söz etti. Doğanın bu varlığı, insanlara büyük bir kazançtır.
                  Onlardır ki toprağı verimli kılarlar. İnsan topluluklarının yer seçmelerine rehberlik ederler. Bunun üzerine
                  münakaşa konumuz şu yola dökülmüştü: “Coğrafi muhit mi insanlara hâkimdir yoksa insanlar mı coğrafi
                  muhite hâkimdir?”

                                                                            Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler
                                                                                             Afet Inan s.234
                                                                              Yazarlar tarafından düzenlenmiştir.






                                                                                          TÜRK MÜZİK TARİHİNE GİRİŞ  17
   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24