Page 20 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 20
1. ÜNİTE
1.2. Ana Hatları ile Türk Müziği
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
1. Müziğin üretildiği ve icra edildiği ortama göre çalgıları, seslendirme özellikleri, ritmik ve melodik
yapıları değişir mi? Düşüncelerinizi sınıfınızdaki arkadaşlarınızla paylaşınız.
2. Değişik yörelerden melodi, ritim, kullanılan çalgı ve yöresel ağız farklılıkları olan türküleri dinleyiniz.
3. Geleneksel Türk müziğini incelemek ve kavramak için düzenli, sistemli bir sınıflandırmanın önemiyle
ilgili düşüncelerinizi sınıfınızdaki arkadaşlarınızla paylaşınız.
1.2.1. Türk Müziğinin Genel Özellikleri
Türk müzik kültürü, yaklaşık MÖ 3000’den itibaren Altay müziği olarak belirginleşmeye başlamıştır. MÖ 2200'lü
yıllarda tarih sahnesine çıkmaya başlayan Hunlarla birlikte Hun müziği, MS 552 yılından itibaren de Köktürklerle
birlikte Köktürk müziği ortaya çıkmıştır. Daha sonra göçebe hayattan yerleşik hayata geçen Uygurlarla Türk müzik
kültürü daha fazla gelişme göstermiştir. Hun, Köktürk ve Uygur dönemlerinde müzik, dinî müziğin dışına çıkarak
daha geniş kapsamlı bir hâl almıştır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte Karahanlılarda Türk-İslam müzik
kültürünün oluşmaya başladığı, Gaznelilerde Türk müziğinin Arap, Fars ve Hint müzikleriyle etkileşimde bulundu-
ğu, Selçuklularda müzik kültürünün ve makamlarının çeşitlendiği görülmüştür. Sonraki dönemde Karahanlı, Gaz-
neli ve Selçuklu müzik kültürlerinin harmanlanmasıyla Türkiye Selçukluları ve Osmanlı müzik kültürü meydana
gelmiştir. Türk coğrafyasına yüzyıllarca komşu olan Çin, Bizans, Hint, Arap ve Fars kültürlerinin de Türk müziğine
büyük etkisi olmuştur.
“Türk müzik kültürü, yaklaşık beş bin yıldır kesintisiz süregelen etkin varlığını, geçirmekte olduğu evrim sürecinde
yaşanan köklü oluşum, gelişim, değişim ve dönüşümler doğrultusunda sürekli gözden geçirip değerlendirerek koşulla-
ra göre yeniden temellenme, yeniden yapılanma gereksinimi duymasına ve bu gereksinimi etkin biçimde gidermesine
borçludur.” (Uçan, 2015, s.18). Türklerin Anadolu’ya yerleşiminden günümüze kadar Türk müziğinin üretim ve icra
ortamları varlığını sürdürmüştür. Köy ve kasabalarda âşıklar ve saz şairleri; şehirlerde ise saray, enderun, konak,
meşkhane gibi mekânlarda önemli bestekârlar, saz üstatları Türk müziğinin üretim ve icra ortamlarını oluştur-
muştur. Bunlarla birlikte tekkeler de özgün yapılarıyla kendi müzik üretim ve icra ortamlarını oluşturmuştur.
Âşıklar ve saz şairlerinin icraları, bireysel ya da toplu olarak bugün de devam etmektedir. Bu icraların ortamları;
doğum, ölüm, düğün, eğlence gibi sosyal ortamlardır
(Görsel 1.10). Gelenekler bir toplumun özelliklerini ve
özgünlüğünü oluşturan en temel ögelerdir. Gelenek-
sel müzik ise bu ögelerin en köklüsü ve önemlisidir.
Ezgi ve ritim anlayışı olarak birbiriyle bağlantılı olan
geleneksel müziklerin sınıflandırılması tür kavramıyla
yapılır. Türk müziği türleri; kullanılan diziye, çalgılara,
ezgi ve ritim yapısına, melodik yapıya ve seslendirme
özelliklerine göre sınıflanır. Ancak bu özelliklerin hiç-
biri tek başına türü belirlemez. “Ortak özelliklere sahip Görsel 1.10: Aşık Veysel
geleneksel müziklerimizin her biri birer türdür ve Türk
müziğinin ayrılmaz parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır.” (Akdoğu, 2003, s.1). Türk müziğinin sınıflandırılması tür
ve alt tür kavramlarıyla yapılır. Sınıflandırılan olgu tür, sınıflandırma sonucu ortaya çıkan ayrı olgular da alt tür olur
(Tablo 1). Türk müziği tür ve alt türlerinin tamamı kavram haritası olarak Tablo 2’de verilmiştir.
Tablo 1: Tür ve Alt Tür
TÜR
TÜRK HALK MÜZİĞİ
ALT TÜR ALT TÜR
ZEYBEK BARAK
18 TÜRK MÜZİK TARİHİNE GİRİŞ

