Page 57 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 57

2. ÜNİTE



                  Osmanlı öncesi dönemde Türk müziğinin gelişmesini ve belirli kurallar çerçevesinde sağlam temeller üzerine
               oturtulmasını sağlayan önemli müzik adamları vardır. Bu dönemde yaşayan önemli müzik adamları; Fârâbî, İbn
               Sînâ ve Safiyyüddin Abdülmümin Urmevî’dir.
                  Fârâbî (870-950)

                  Asıl adı Ebu Nasr Muhammed olan Fârâbî, Türkistan’da eski bir yerleşim merkezi olan Farab’da doğmuştur
               (Görsel 2.18). Batı kaynaklarında “Alpharbius” veya “Alpharabi” olarak geçen Fârâbî, Aristo’nun bütün eserlerini
               açıkladığı ve incelediği için üstat sıfatını almıştır. Arapça, Farsça, Grekçe ve Latinceyi iyi derecede bilen; matema-
               tik, tıp, felsefe, botanik hakkında devasa eserler bırakan Fârâbî, Türk müziği
               tarihinin en önemli isimlerindendir. Müzik konusunda büyük bir yeteneğe
               sahip olan Fârâbî, bu alanda uzman bir teorisyendir. Fârâbî’nin sistematik
               zekâsı, İslam müziğine büyük bir katkı sağlamıştır. İyi bir udi olması dolayı-
               sıyla enstrümanı ile dinleyiciler üzerinde büyük etkiler bırakmıştır.
                  Eserleri
                •  “Kitabü’l Mûsikî-ül-Kebîr” (Büyük Musiki Kitabı) adlı eseri, Arap filozof
                   Kindî’nin yazdığı Doğu müziği nazariyatından sonra ilk önemli eserdir.
                   Fârâbî bu eserinde hem kendinden önceki musikişinasların müzikle
                   ilgili düşüncelerini eleştirmiş hem de müziğin insanlar üzerindeki et-
                   kisinden bahsetmiştir. Eserinde, Horasan ve Bağdat tamburunun per-
                   deleri ve akort sistemlerini geniş bir şekilde ele almış, dönemin ens-
                   trümanlarından olan mizmâr, sûrnây, rebap ve mi‘zef hakkında geniş
                   bilgilere yer vermiştir. Fârâbî’nin bu eseri, Batı’da ve İslam dünyasında   Görsel 2.18: Fârâbî
                   müzik teorisi ve özellikle müzik felsefesi üzerine yazılmış o dönemin en kapsamlı ve sistematik eseri olarak
                   gösterilmiştir.
                 •  “El Methâl” adlı eserinde döneminin müzik teorisi çalışmalarının yetersizliğini anlatmıştır.
                 •  “İhs’ül-Ulûm” adlı eserinde müziğin hangi bilim ve sanat dallarına bağlı olduğuna değinmiştir.
                 •  “Kitâb el-Ağânî” adlı eserinde şarkı söyleme tekniği ve kurallarından bahseden bilgilere yer vermiştir.
                 •  “Kitâb el-Ağanî” adlı eserinde ise sesin, aralığın, ritmin ve usulün niteliklerini incelemiş, müzik aletlerindeki
                   seslerin hava titreşimleri sayesinde meydana geldiğini savunmuştur.
                  İbn Sînâ (980-1037)
                  Türk müziği tarihinin önemli isimlerinden biri de asıl adı Ebu Ali Sînâ olan İbn Sînâ’dır (Görsel 2.19). Batı kay-
               naklarında adı Avicenna olarak geçmektedir. Ailesi Belh şehrinden gelerek Buhara’ya yerleşmiştir. On sekiz ya-
               şındayken çağının bütün bilim dalları ile ilgilenmiş ve bunların çoğu hakkında üst düzey bir donanıma sahip
               olmuştur.
                  İbn Sînâ, Fârâbî’nin müziğin temeliyle ilgili düşüncelerini geliştirerek
               “Cevam’ilmi’l Mûsikî” adlı eseri yazmıştır. Bu eserinde müziğin temel unsur-
               ları olan ritim ve melodi ilişkisi üzerinde durarak dönemin müzik kuramını
               en yüksek noktaya taşımıştır.
                  İbn Sînâ, Fârâbî’nin eserlerinden çok yararlandığını ve hatta musikiyi de
               ondan öğrenerek tıp mesleğinde uyguladığını söylemiştir. ”Kitabü’l-Necat”
               ve “Kitabü’l-Şifa” adlı eserlerinde ses tonu değişikliklerinin insanın ruh hâlini
               yansıtışına ve icrası iyi bir müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisine
               yer vermiştir.
                  Türk-İslam âlim ve hekimleri arasında psikolojik hastalıkların müzikle te-
               davisindeki bilimsel yöntemleri belirleyen önemli bir bilim insanı olan İbn
               Sînâ, müzik ve tıp ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “Tedavinin en iyi ve etkili
               yolu; hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, çevresini sevimli ve hoşa gider   Görsel 2.19: İbn Sînâ
               hâle getirmek, ona daha iyi mücadele için cesaret vermek, en iyi musikiyi
               dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.”






                                                                                        TÜRK MÜZİĞİNDE DÖNEMLER  55
   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62