Page 60 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 60

2. ÜNİTE


                2.1.4. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan İstanbul’un Fethi’ne Kadar Olan Dönemde
                Türk Müziğinde Meydana Gelen Değişimler

                1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti’nde müzik, devlet ve toplum
             için vazgeçilmez bir unsurdur. Osmanlı padişahları müzikle yakından
             ilgilenmiş, özellikle II. Murat ve ondan sonra gelen padişahlar müziğe
             daha çok önem vermişlerdir (Görsel 2.22). II. Murat ilim, edebiyat ve sa-
             natın tüm dallarındaki bilgin, âlim ve müzik adamlarını desteklemiştir.
             Bu dönemde birçok müzik teorisi kitabı yazılmış, böylece “Anadolu Ed-
             var” geleneği başlatılmıştır.


                 BİLGİ NOTU

                 •  Edvar, kelime anlamı ile devir demektir. Müzik biliminde ise
                   Türk müziği makamlarını anlatan müzik teorisi eserlerine denir.
                   Edvar kelimesi, Safiyyüddin Abdülmümin’in  “Kitabü`l-Edvar”
                   adlı eseriyle ortaya çıkmıştır. Anadolu’da edvar geleneğinin ilk
                   ürününü Kırşehirli Yusuf Mevlevi yazmıştır.
                                                                          Görsel 2.22: II. Murat


                Osmanlının en önemli eğitim kurumlarından olan Enderunda okutulan derslere müzik dersini II. Murat ilave
             ettirmiştir. Osmanlının devlet yapısından imparatorluğa geçiş sürecinde birbiri ardına yapılan camiler ve tekkeler
             dinî müzik eğitiminin, Enderun ve meşkhaneler ise sanat müziği eğitiminin verildiği kurum ve kuruluşlar olmuş-
             tur.
                Osmanlının Yükselme Dönemi olan 15. yüzyılda, oldukça geniş topraklara sahip olunması Osmanlı İmpara-
             torluğu’yla birlikte Türk müziğine de büyük bir imparatorluk müziği niteliği kazandırmıştır. Bu dönemde Osmanlı
             padişahları, devletin diğer üst düzey yöneticileri ve din adamları ırk, dil, din ve mezhep ayrımı yapmaksızın sanatı
             ve sanatçıları koruyup desteklemişlerdir. Türk müziğinin imparatorluk dönemindeki hızlı gelişimiyle Bursa, Edirne
             ve İstanbul, önemli müzik merkezleri hâline gelmiştir. Hatta dönemin Osmanlı padişahlarının büyük bir bölümü
             ve devletin ileri gelenleri, icracı veya besteci kimliğiyle öne çıkmışlardır. Bu dönemden itibaren yaklaşık üç yüz yıl
             boyunca Türk sanat ve halk müziklerinin gerek dünyasal gerekse inançsal dallarında büyük bir gelişim ve değişim
             olmuştur. Önemli kurumlar olan Mehterhane, Mevlevihane ve Enderun, Türk müziğinin gelişiminde önemli bir
             yere sahip olmuştur. Dönemin müzik anlayışı ve eğitiminde meşk yönteminin önemli bir yeri vardır.


                 BİLGİ NOTU

                 •  Meşk ve Meşk Yöntemi: Musikide meşk, bir üstat tarafından tek başına çalınan ve okunan müzik parça-
                   sının öğrenciye öğretilmesi anlamına gelir. Türk musikisinde notanın kullanılmadığı zamanlarda oldukça
                   önemli bir işleve sahip olan meşk, musiki üstatlarınca devam ettirilmiş ve bu suretle belirli bazı üsluplar,
                   asırlarca sonraya taşındığı gibi musiki eserleri de hafızadan hafızaya aktarılarak unutulmaktan kurta-
                   rılmıştır. Türk makam müziği, icrası itibarı ile bir nüans müziğidir. Bu sebeple notaya alınması sırasında
                   nesnelleşir. Böylece icra sırasında yapılabilecek yorumların alanı sınırlandırılmış olur. Meşk, sakıncalarına
                   rağmen özellikle Türk musikisinin yapısına uygun icranın gerçekleşmesini sağlayan bir eğitim biçimidir
                   (Behar; 2003: 24) .
                 •  Meşk, sadece duyum ve gözleme dayalı bir eğitim biçimi olarak kullanılmış, eğitmen ve öğrenci açısından
                   büyük emek ve özveri ile uygulanabilmiş bir yöntem olmuştur. Meşkin amacı kendisinden önceki nesle ait
                   tüm müzikal birikimin en doğru şekilde icra edilerek, eserlerin ve icra üslubunun bir sonraki nesle taşınma-
                   sı olarak özetlenebilir. Başlangıç aşamasında çırağın ustasından aldığı üslup ve icra anlayışını sabırla ve
                   sadakatle uygulaması, daha sonra tüm bu mirası kendi birikimleri ile harmanlayabilen nitelikli bir icracı
                   seviyesine ulaşması hedeflenmiştir (Özek; 2017:85).





           58  TÜRK MÜZİĞİNDE DÖNEMLER
   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65