Page 113 - ÇALGI EĞİTİMİ NEY 12
P. 113
TERİMLER SÖZLÜĞÜ
O od: Ateş.
P pesend: Beğenme, seçme, takdir.
S sâgar: İçki kadehi.
sâkî: İçki meclisinde içki dağıtan, kadehlere içki koyan kimse.
salâ: Cuma ezânından önce, ramazanlarda sahurdan sonra ve pek çok yerde bir kimsenin ölümü-
nü haber vermek üzere minârelerde belli bir usûle göre tekrarlanarak okunan, Hz. Muham-
med’e övgü ve duâ mâhiyetindeki salâvât-ı şerîfe.
salât-ı ümmiye: Dînî gün ve merâsimlerde hırka-i saâdet, sakal-ı şerif vb. Hz. Muhammed’e âit eşyânın
ziyâreti esnâsında okunan duâ [Günümüzde okunan salât-ı ümmiyye, Itrî tarafından segâh
makāmında bestelenmiş olup Türk dînî mûsikîsinin şâheserlerinden biri olarak kabul edilir.
sanem: Çok güzel kimse.
savt: Eskiden mûsikîmizde bir form adı iken sonraları tekkelerde zikir sırasında okunan, güftesi
dâima tekrarlanan birkaç cümleden ibâret besteli parçalar hakkında kullanılmıştır.
sazende: Sazcı.
selâmet: Ruh ve beden yönünden sağlıklı olma, esenlik.
semâzenbaşı: Mevlevî âyinlerinde semâzenleri kontrol ederek usûlüne uygun şekilde semâ etmelerini sağ-
layan, semâyı yöneten ve Mevlevîliğe yeni intisap edenlere semâ öğreten Mevlevî dedesi.
serv: Selvi.
sîne: Göğüs, bağır.
sûfi: Tasavvufa inanan, tasavvufu bir hayat görüşü olarak benimseyen, tasavvuf ehli kimse.
Ş şeb: Gece.
şevk: Şiddetli arzu, istek, aşırı heves.
şûh: Serbest ve neşeli tavırlı, işveli, cilveli (kadın).
T tarab: Sevinmekten gelen coşkunluk, sevinç ve şenlik.
tekbir: İslâm dîninde Allah’ın büyüklüğünü belirtmek için söylenen “Allâhu ekber” sözü.
terkip: Birkaç şey birleşip yeni bir şey meydana getirme.
tevşih: Süsleme.
tıfl: Küçük çocuk.
tûtî: İşittiği sesleri taklit eden, bâzı kelimeleri söyleyebilen papağan türünden bir kuş, dudu kuşu.
V visal: Sevdiğine kavuşma, vuslat.
zemin: Musikimizde güfteli bir eserin başlangıcından itibaren ilk bölümüne ve saz eserlerinin ilk
Z
hanesine verilen ad.
111

