Page 70 - İKİ BOYUTLU SANAT ATÖLYE 10
P. 70

3. ÜNİTE                                                    KOMPOZİSYON





            olarak çalışmalıdır. Sanat ilkelerinin kullanımı plastik sanatların her alanı için benzerlik gösterir. Ancak sa-
            natın ögeleri kullanıldığı alan ve o alanın malzeme daracığıyla ilişkili olarak alana özgü kullanım farklılıkları
            gösterir.


            Renk, yüzyıllar boyunca sanatçılar tarafından birçok farklı şekilde kullanılmıştır. Bazıları boyadıkları nesne-
            lerin renklerini tam olarak yeniden üretmeye çalışmış bazıları ise belirli bir duyguyu veya ruh hâlini vurgu-
            lamak için nesnelerin renklerine bağlı kalmadan serbest renk seçimleri yaparak resimlerinde renk ögesini
            kullanmıştır. Örneğin iki boyutlu sanat formlarında bir sanatçı resminde konuya vurgu yapmadan dinamik
            bir kompozisyon oluşturmak için sadece zıt ve tamamlayıcı renkler veya sıcak soğuk renk ilişkilerini kul-
            lanabilir. Bu durumda sanatçılar çalıştıkları malzeme renginin ton değerlerini kullanır. Çizimler, gravürler,
            taşbaskılar ve fotoğraflar için de durum böyledir. Ani değer değişiklikleri, birbirine çeşitli açılarda düzlemler
            veya düz yüzeyler oluşturabilir. Değerdeki değişiklikler, sanatçının bir fikri ifade etmesine yardımcı olabilir.
            Kompozisyonda vurgu, zıtlık ve bütünlük gibi ilkeleri de etkiler. Örneğin belli bir rengin tonlarında oluştu-
            rulmuş bir eserde renk, bütünlüğe katkı sunar. Kademeli değer değişiklikleri bir heykel ya da mimari ögede,
            içbükey veya dışbükey yüzeyleri ortaya çıkararak çeşitliliği sağlayabilir.

            Çizgi, en basit anlamıyla bir yöne hareket eden birleştirilmiş noktaların oluşturduğu uzunluk olarak ta-
            nımlanır. Plastik sanatlarda çizgi oluşturmanın farklı yöntemleri vardır. Örneğin bir boya fırçasının tuval
            üzerinde bıraktığı iz ya da kilden oluşturulmuş bir yüzeyde heykeltıraşın hareket eden parmağının bıraktığı
            iz çizgi tanımına girer.


            Plastik sanatlarda çizgi gerçek çizgi, kontur çizgisi, jestsel çizgi ve örtük çizgi olarak farklılıklar gösterir.
            Gerçek çizgi bir yüzeyde ilerleyen bir alet tarafından yapılan noktalar dizisi olarak tanımlanır. Örtük çizgi
            gözün bir çizgi olarak algıladığı noktalar dizisi veya karşıt renk ve dokuların buluştuğu alanda algılanan
            hatlardır. Örneğin bir resimde iki rengin birleştiği yerde ortaya çıkan hat ya da dokunsal farklılıklar arasında
            oluşan hat örtük çizgi olarak tanımlanır. Kontur çizgisi üç boyutlu bir nesnenin veya iki boyutlu bir şeklin
            dış sınırlarını belirleyen gerçek ya da örtük çizgilerdir. Bir resim yüzeyinde kare bir formda boyanmış bir
            alanı çevreleyen çizgi ya da bir heykelde dokunsal veya tonsal farklılıkların kesiştiği hat kontur çizgisi olarak
            tanımlanır. Jestsel çizgi sanatçının çalıştığı yüzey üzerinde hareket eden elinin enerjisini ileten çizgidir. Bir
            kalemin yüzey üzerinde rastgele hareketi ya da kilden yapılmış bir seramik üzerindeki sanatçının rastgele
            parmak hareketinden oluşmuş çizgi de bu tanıma girer.

            Üç boyutlu yapıtlarda çizgisel unsurlar nesneleri yapılandıran malzemeler olarak kullanılır. Örneğin bir mi-
            mari eserde belli bir yönde dizilmiş bir sıra taş çizgi izlenimi yaratır. Sanatın iki boyutlu örneklerinde çizgi,
            genellikle yüzey üzerinde ilerleyen bir kalem veya başka bir araçla oluşturulmuş bir işarettir. Sanatsal form-
            ların çoğu, türünün hayati bir unsuru olmakla birlikte sanatsal formlar çizimin en baskın unsurudur.


            Doku, herhangi bir yüzeyin dokunsal niteliği onun gerçek dokusudur. Bu bağlamda doku, bir yüzeyin gerçek
            ya da örtük dokunsal niteliği olarak tanımlanabilir. Dokunsal niteliklerin görüntüsü veya yanılsaması da
            yaratılabilir. Bu durumda ortaya çıkan şey yanılsamacı doku olur. Plastik sanatlarda doku kullanımını temel-
            de, gerçek ve yanılsamacı doku olmak üzere ikiye ayırabiliriz: Gerçek doku: Bir eser üretmekte kullanılan
            malzemenin dokunsal niteliğidir. Mimari veya ürün tasarımı gibi işlevsel yapıtlarda malzemenin uyandırdığı
            his yapıtın başarısında kritik önem taşır. Bu anlamda bir yapıt ortaya koymak için kullanılan malzemelerin
            dokunsal hissi gerçek doku olarak ifade edilir. Sanat tarihindeki resimlere bakıldığında farklı dokusal etki-
            lere sahip yüzeyler ile karşılaşırız.  Bu resimlerin bazıları fırça izlerinin dikkatlice gizlendiği pürüzsüz yüzey-
            lere sahipken bazıları ise fırça vuruşlarının ve boya etkilerinin hissedildiği daha pürüzlü yüzeylere sahiptir.





                                                           68
   65   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75