Page 71 - İKİ BOYUTLU SANAT ATÖLYE 10
P. 71

KOMPOZİSYON                                                        3. ÜNİTE





               İlkinde gözleriniz veya parmağınız pürüzsüz ve parlak yüzey üzerinde gezinirken herhangi bir dikkat dağıtıcı
               dokunsal engel ile karşılaşmaz. İkinci tür resimler ise fırça vuruşlarının ve boya etkilerinin gizlenmediği
               daha pürüzlü yüzeylerle karşılaşılır. Yoğun boya etkilerinin ve fırça izlerinin uygulandığı bu resimlerde, göz-
               lerinizle algıladığınız ve parmağınızla dokunduğunuzda hissettiğiniz kaba bir doku oluşturulduğunu duyum-
               sarsınız. Yüzey üzerinden değerlendirildiğinde her iki resim türü de gerçek dokuya örnek olarak verilebilir.
               Bununla birlikte, yüzeyin dokunulduğunda pürüzsüz olduğu ancak sanatçının boyama biçiminden kaynaklı
               farklı dokunsal etkilerin algılandığı birçok resim vardır.


               Yanılsamacı doku: Çizgi, renk ve diğer tasarım ögelerinin düzenlenmesiyle yaratılan dokunsallık yanılsa-
               masıdır. Örneğin bir resimde betimlenmiş giysiler, dokuma bir halı, ahşap mobilyalar ve figürlerin pürüzsüz
               yumuşak tenlerinde farklı türden dokular hissedilebilir. Böyle bir tablonun yüzeyinde parmak gezdirilirse
               her tarafın pürüzsüz olduğunu hissedilir. Örneğin tek bir parça mermerden yapılmış figüratif bir heykelde
               sanatçının, bir taş kaide üzerinden yükselen bir figür betimlediğini düşünelim. Sanatçı, figürün kadifemsi
               tenini temsil eden mermeri parlatarak kusursuz bir pürüzsüzlük sağlamış figürün üzerinde yükseldiği mer-
               meri ise daha kaba dokunsal etkilerle betimlemiş olsun. Böyle bir heykele baktığımızda aynı malzemeden
               yapılmasına rağmen sanatçının malzemeyi biçimlendirmesiyle ilgili olarak iki farklı doku algılanır. Bu örnek-
               teki dokuların ikisi de hem gerçek dokudur hem de yanılsamacı dokudur.


               Biçim, belirli ya da örtük sınırları olan yüksekliği ve genişliği ölçülebilen iki boyutlu alanı ifade eder. Örne-
               ğin kare, sınırları çizgiler tarafından belirlenilmiş geometrik bir biçimdir. Bu sınırlar çizgi, doku renk, ton
               ve boşluk gibi diğer kompozisyon elemanlarının biri veya daha fazlası tarafından belirlenebilir. Biçimin iki
               boyutlu karakteri onu, uzunluk ve genişliğin yanı sıra derinliği de olan formdan ayırır. Örneğin bir ressam
               resmin bir alanını rengin ton değerine gitmeden tek bir renkte boyadığında bir biçim yaratmış olur ya da
               ressam, dokunsal farklılıklar yoluyla bir alanı çevresinden yalıtarak başka bir alanı ortaya çıkarttırdığında
               da bir biçim oluşturmuş olur.

               Form biçimle yakından ilişkilidir. Bir biçimin yükseklik ve genişliğe bağlı olan iki boyutlu karakterine karşın
               form derinliği de ifade eden üç boyutlu bir yapı olarak tanımlanabilir. Birçok ressam eserlerinde katı, üç
               boyutlu form yanılsaması yaratmaya çalışmıştır. Bu resimlerde biçimler sıklıkla açık-koyu ton değerlerinde
               boyanarak derinlik yanılsaması elde edilir. Örneğin ton değeri açıktan koyuya kademeli olarak değiştirilen
               dairesel bir biçimin üç boyutlu hacmi olan bir küre gibi görünmesi sağlanabilir. Bu teknik ışığın yuvarlak bir
               nesnenin yüzeyindeki etkisini taklit etmek için kullanılır ve yuvarlak nesnenin oluşturduğu gölgeli alan ile
               birleştiği zaman istenilen üç boyutlu etki yaratılabilir. Eklenen bu derinlik boyutu sayesinde bir form hacmi
               olan üç boyutlu bir biçim olarak ifade edilebilir. Bir resimde bir formun etrafını hissedemezsiniz ama hey-
               kel ve mimari gibi üç boyutlu yapıtlarda bulunan formlarda bunu hissedebilirsiniz. Bu anlamda iki boyutlu
               sanatlarda form bir yanılsamayı ifade ederken üç boyutlu sanatlar için hissedilebilen gerçek bir alanı ifade
               eder.


               Kütle, yanılsamacı ya da gerçek üç boyutlu cüssedir. Kütle heykel ve mimaride baskın unsurdur. Örneğin
               ağaçtan ya da tek parça bir mermerden yapılmış bir heykel kütle olarak tanımlanabilir.

               Hacim bir nesnenin kapladığı ölçülebilen alan; boyu, eni ve derinliği olarak tanımlanabilir. Hacim terimi,
               daha çok iç mekân tartışmalarında kullanılır. Mimaride hacim, bir bina içindeki alanı ifade eder. Bu iç boş-
               luk, cismin dış kütlesi tarafından belirlenir. Bazen hacim, küçük bir şapelde olduğu gibi küçük ve sınırlayıcı
               olabilirken bazen de devasa bir katedralde olduğu gibi çok büyük ve geniş olabilir. Bununla birlikte, hacimi
               yalnızca binalarla sınırlamak yanlıştır. Heykel kütlelerinin içinde bulunan hacimler de vardır.





                                                           69
   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76