Page 228 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 228

12. ÜNİTE



               Kış yarısı, Anadolu köylerinde kışın yarılanması üzerine düzenlenen eğlencelere verilen genel isimdir. Çeti n kış koşul-
            larının geride kalacağından duyulan sevinci paylaşmak için düzenlenen bu eğlenceler, ocak ayının son günlerinde yapıl-
            maktadır. Kutlamaların en önemli kısmını seyirlik oyunlar oluşturmaktadır


                       ARAŞTIR-PAYLAŞ


                 “Elazığ Harput kürsü başı geceleri” ve “saya gezme” etkinlikleriyle ilgili video kayıtları araştı rınız. Ulaştı ğınız vide-
              oları arkadaşlarınızla paylaşınız.



                12.1.2. Mevlevîhanelerin Müzik Eğiti mi Açısından İşlevi              Bu karekodu okutarak konuyla
                                                                                      ilgili ses dosyasına ulaşabilirsiniz.
               Mevlevîlik, Selçuklu medeniyeti nin son zamanlarına dayanan ve Türk kültürüne ait birçok unsur
            barındıran tasavvufi  geleneklerinden biridir. 12. yüzyılda ortaya çıkmış, insanı hoşgörüye ve ihlasa
            yöneltmeyi amaç edinmişti r. Bu bağlamda Mevlevî tekkeleri, manevi eğiti m merkezi olarak görülmüş-
            tür. Mevlevîliğin özünü, felsefesini ve ibadet şekillerini Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin düşünceleri
            oluşturmuştur.

               Usul ve kuralları Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled tara-
            fı ndan kurumsallaştı rılan Mevlevîlik, büyük bir coğrafyaya
            yayılmış ve 15 ila 16. yüzyılda en etkili dönemini yaşamış-
            tı r. Mevlevî dergâhlarında ve semahanelerde tezhip, hat,
            sema gibi derslerin yanı sıra ciddi bir musiki eğiti mi de ve-
            rilmişti r (Görsel 12.5). Mevlevîlik felsefesinde müzik olma-
            dan eğiti min tamamlanamayacağı ve insanın olgunlaşama-
            yacağı düşünülmüştür. Müziğin insan ruhunu güzelleşti ren
            yegâne  tedavi  aracı  olduğu  görüşü  benimsenmişti r.  Bu
            bakış açısı, Mevlevîhanelerin zaman içinde müzik eğiti mi
            kurumlarına  dönüşmesini  sağlayıp  dergâh  erkânı  içinde
            sanatı n  ve  müzisyenlerin  öne  çıkmasına  zemin  hazırla-
            mıştı r. Mevlevîhaneler, musikinin gelişmesinde önemli bir
            rol oynamış ve zamanın konservatuvarı olarak anılmıştı r.  Görsel 12.5: Mevlevîhanede müz�k

               Mevlevîhanelerde icra edilen musiki, teorik ve uygu-
            lamalı olarak anlatı lmıştı r. Yetenekli öğrenciler müzisyen-
            lik kabiliyeti  olan dervişler arasından seçilmişti r. Eğiti m
            sürecinde hoca merkezli ve tekrara dayalı bir metot iz-
            lenmişti r. Her öğrenci kendi hocasının tavrını kazanmış
            (usta-çırak) ve böylece eğiti min devamlılığı sağlanmıştı r.
            Mevlevîhanelerdeki  dinî  müzik  eğiti minde  ney,  rebap,
            kudüm gibi çalgıların icrası öğreti lmişti r. Mevlevîhanele-
            rin ilk zamanlarında müzik icralarında prensip olarak telli
            çalgılar kullanılmamıştı r. 17. yüzyıldan sonra icra edilen
            Mevlevî müziklerinde tüm çalgılar yer almıştı r. Sema ritü-
            eli de müzik eşliğinde yapılmıştı r (Görsel 12.6).  Görsel 12.6: Mevlevîhanede sema tören�

               Mevlevîhaneler, bir tür konser salonu niteliğindeki semahaneleri ile Osmanlı musikisinin gelişmesinde ve yayılma-
            sında önemli bir rol oynamıştı r. Bu büyük müzik okulları, yüzyıllar boyunca müzik alanında dâhiler yeti şti rmişti r. Itrî,
            Zekâi Dede, Derviş Mustafa, Nasır Dede ve Hacı Ârif Bey başta olmak üzere Osmanlı müziğinin büyük bestecilerinin çoğu
            Mevlevî dergâhlarında yeti şmişti r. Bestekârlık kabiliyetlerini yüksek bir ifade aracı olarak kullanan bu besteciler; Mevlevî-
            hanelerde hocalık yaparak makam, usul, geçki, prozodi, ses ve saz icracılığı konularında eğiti m vermişti r.
               Mevlevîhanelere Osmanlı padişahları büyük destek vermişti r. Mevlevîlik ocakları, Türk müziğinin gelişmesinde önemli
            rol oynayarak çok sayıda bestekârın, sazendenin ve müzikoloğun yeti şmesine vesile olmuştur.



        226 TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
   223   224   225   226   227   228   229   230   231   232   233