Page 149 - Konu Özetleri AYT Biyoloji
P. 149
BIYOLOJI
KONU NÜKLEİK ASİTLERİN KEŞİF SÜRECİ, NÜKLEOTİTLERİN YAPISI
ÖZETİ
AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT
NÜKLEİK ASİTLERİN KEŞİF SÜRECİ
Bilim insanları hücrede gerçekleşen olayları hep merak etmişlerdir. DNA’nın
keşfi, biyoloji bilimi için bir devrim niteliğindedir. Hücrelerdeki genetik bilgiyi
taşıyan bir molekül olan DNA ve genler üzerinde yapılan araştırmalar büyük
projelerin temelini oluşturmuştur. DNA’nın yapısı ile ilgili çalışma, 25 Nisan
1953 tarihinde makale olarak yayımlanarak bilim dünyası ile paylaşılmıştır.
• İsviçreli biyokimya uzmanı Friedrich Miescher (Frideriş Mişer), 1869 yılında irin (iltihap) içindeki akyuvarlardan ve
sonrasında da balık yumurtalarının çekirdeğinden o zamana kadar bilinmeyen bir maddeyi izole etmiş ve çekirdeğin
içinde asit özelliği gösteren bu moleküllere nüklein adını vermiştir. Daha sonraları nüklein, özellikleri ve çekirdekte
bulunması nedeniyle nükleik asit olarak adlandırılmıştır. Daha sonra yapılan çalışmalarda bu moleküllerin sadece
çekirdekte değil ökaryot hücrelerin mitokondrisinde, kloroplastında ve ribozomlarında; prokaryot hücreli canlıların ise
hücre sitoplazmalarında ve ribozomlarında var olduğu görülmüştür. Miescher’in izole ettiği bu parçanın DNA olduğu
daha sonra anlaşılmıştır. Mendel’in çalışmalarında kalıtsal faktör olarak belirttiği genleri de içeren bu materyalin keşfi,
modern biyolojinin temelini oluşturmuş ve birçok yeni çalışmanın önünü açmıştır.
• Nükleik asitlerin kalıtsal materyal olduğunun tespitinde Frederick Griffith (Frederik Grifith)’in 1928 yılında yaptığı deney
oldukça önemlidir. Griffith, deneyinde Streptococcus pneumoniae (Streptokokus pnömoni) bakterilerinin iki formunu
kullanmıştır. Bunlar, S. pneumoniae’nin zatürreye yol açan (kapsüllü) ve zatürreye yol açmayan (kapsülsüz) formları-
dır. Griffith’in yapmış olduğu deneyi aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. S. pneumoniae’nin kapsülsüz canlı formu, farelere enjekte edilmiş ve fareler yaşamına devam etmiştir.
2. S. pneumoniae’nin kapsüllü canlı formu, farelere enjekte edilmiş ve fareler ölmüştür.
3. S. pneumoniae’nin ısıtılarak öldürülmüş kapsül yapısı bozulmuş formu, farelere enjekte edilmiş ve fareler yaşamı-
na devam etmiştir.
4. S. pneumoniae’nin ısıtılarak öldürülmüş kapsüllü formu ve S. pneumoniae’nin kapsülsüz canlı formu ile karıştırıl-
mıştır. Bir süre beklendikten sonra farelere enjekte edilmiştir. Farelerin hastalanarak öldüğü gözlemlenmiştir.
• Ölen farenin kanında yapılan incelemede S. pneumoniae’nin kapsüllü formuna rastlanmıştır. Bu durum, kapsüllü for-
mun sahip olduğu bir maddenin etkisiyle kapsülsüz formdaki bakterilerin kapsül üretme ve hastalık yapma yeteneği
kazandığını göstermiştir. Canlı kapsülsüz S. pneumoniae, ölü kapsüllü S. pneumoniae’nin içerisindeki materyalleri
kullanarak değişime uğramış ve hastalık yapıcı hâle gelmiştir.
1 2
Kapsülsüz canlı bakteri Fare yaşar. Kapsülsüz canlı bakteri Fare ölür.
3 4
Isıtılarak kapsül yapısı Fare yaşar. Isıtılarak öldürülmüş
bozulmuş ölü bakteri kapsüllü bakteri ile Fare ölür.
kapsülsüz canlı bakteri
karışımı
Frederick Griffith’in yapmış olduğu deney
BİYOLOJİ - AYT MEBİ KONU ÖZETLERİ 149