Page 20 - Türk Dili ve Edebiyatı 11 | Kazanım Kavrama Etkinlikleri
P. 20

Ortaöğretim Genel Müdürlüğü                         TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 11            4

             6. ÜNİTE: Roman
             Alan Becerileri: Okuma Becerisi
             Konu          Cumhuriyet Dönemi’nden Bir Roman Örneği (1923-1950)                 40 dk.
             Kazanımlar    A.2. 4. Metindeki çatışmaları belirler.
                           A.2. 6. Metindeki şahıs kadrosunun özelliklerini belirler
                           A.2. 7. Metindeki zaman ve mekânın özelliklerini belirler.
                           A.2. 8. Metinde anlatıcı ve bakış açısının işlevini belirler.

              Yönerge  Aşağıdaki metni okuyunuz. Soruları okuduğunuz metni göz önünde bulundurarak cevaplayınız.
                     (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)


                                         DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU

                  (Romanın 15 yaşındaki kahramanı, dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıkla 7 yaşın-
              dan beri mücadele etmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Yapılan tetkikler
              sonucunda dizindeki rahatsızlığın “kemik veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık bir bacağına mal olabi-
              lecek bir hastalıktır. Doktorlar, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürürse iyileşme ihtimalinin olduğunu
              söyler.
                  Çocuk kötü haberi annesine söylememek için eve bile gitmek istemez, ne var ki gidecek başka yeri
              de yoktur. Eve gider ama her şeyi annesine olduğu gibi anlatamaz.)
                  Aşağıdaki bölüm kahramanın hastanede gördüklerini ve evine giderken içinde yaşadığı sı-
              kıntıyı anlatır.
                                                                                 Çocuklar Hastahanesi
                                                                     Beklemesini onlar kadar bilen yoktur.
                  Öğleye doğru muayene odasının önü doldu. Sıralarda oturacak yer kalmadığı için yeni gelenler
              ayakta durdular ve anneler, hasta çocuklarını dizlerine oturtabilmek için duvar diplerine çömeldiler.
                  Karanlık dehliz. Kapalı kapıların mustatil buzlu camlarından gelen soğuk ışıkların buğusu, yük-
              sek ve çıplak duvarlara vurarak donuyor.
                  Saatlerce bekleyenler var. Fakat buna alışmışlar. Az kımıldanıyorlar, hiç konuşmuyorlar.
                  Dehlizin sonlarında, görünmeden açılıp kapanan bir kapının gıcırtısı. Muşambalara sürtünen
              bir ayak sesi. Köpüklenerek uçan ve uzaklarda kaybolan bir beyaz gömlek ve iyot, eter, yağ, ifrazat
              vesaire kokularından mürekkep, terkibi tamamıyla anlaşılmayan bir hastahane kokusu.
                  Hasta çocuklar, yanlarında ailelerinden birer büyük insan ki hastalarından daha endişeli görü-
              nüyorlar ve bir anne, pelerinini iliklemek bahanesiyle omuzu sarılı çocuğunun sırtını okşuyor. Onu
              biraz sonra çekeceği acıya hazırlamak için.
                  Sıralarda hiç düz oturan yok. Hastalar sarılı bir kol veya bacağın bozduğu muvazene ile hep,
              amutları kırılmış, yamrı yumru duruyorlar ve büyükler küçüklere doğru eğilmişlerdir.
                  Başının her tarafı sargılarla kaplı, yalnız bir yanağı ve bir gözü dışarda kalmış küçük bir kız ço-
              cuğu, ağzını oynatamadığı için, babasına elleriyle işaretler yapıyor; ötekilerin hepsi, alçının kaskatı
              uzattığı bir bacakla, sargıların dimdik tuttuğu bir boyunla, asılmış bir kolla, her tarafları kıskıvrak
              bağlanmış gibi hareketsizdirler.
                  Yeni gelenlere karşı alâkaları gayet kısa sürer. Düşük başlar hafif kalkar, büyük kapıya doğru
              hafifçe eğilir ve tekrar eski vaziyetine döner; herkes kendi üstünde toplanan dikkatini başkasına pek
              az ayırır, hem de onlar ilk gördüklerini bile eskiden tanıyorlarmış gibidirler, aralarında kandan fazla
              akrabalık vardır; acının ve korkunun birleştirdiği müşterek bir manevî aileye mensup olduklarını
              hissederler, emindirler ki insanlar arasında sabretmesini, beklemesini onlar kadar bilen yoktur.
                  Küçükler çok benzeşirler: Korku ile acının derinleştirdiği anlayışlı gözler, yaşlarına nisbetle ağır
              tecrübelerin kırıştırdığı ve soldurduğu mânalı yüzler, tahammülün düşürdüğü başlar ve ümit...
                  Muayene odasının kapısına ümitle bakarlar.
                  Ve muayene odasının kapısı açılır.
                  Beyaz gömlekli, güçlü kuvvetli adam bir tanesini işaret eder ve yüksek sesle çağırır.
                  Beklemek azabının bitmesiyle odaya girmek korkusunun başlaması arasında şaşıran hasta ço-



                                                                                                    19
   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25