Page 30 - TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ
P. 30

1. ÜNİTE



                 OKUMA PARÇASI
                                                 MEVLANA İLE ŞEMS
                   Tanıştıklarında Şems altmış, Mevlana otuz sekiz yaşındaydı. Şems, Mevlana’ya ayna oldu. Mevlana,
                 Şems’in aynasında gördüğü kendi eşsiz güzelliğine âşık oldu. Diğer bir ifadeyle Mevlana, gönlündeki Allah aş-
                 kını Şems’te yaşattı, onda Allah cemalinin parlak yansımalarını gördü. Mevlana açılmak üzere bir güldü. Şems
                 ona bir rüzgâr oldu. Bu iki ilahi âşık, bir müddet yalnız kalıp kendilerini tamamı ile Hakk’a verdi ve gönüllerine
                 gelen ilahi ilhamlarla sohbete koyuldu. Sultan Veled bu durumu şöyle aktarır: “Ansızın Şems gelip ona ulaştı.
                 Ona maşukluk (sevilen, sevgili olmanın) hallerini anlattı, açıkladı. Böylece sırrı yücelerden yüceye vardı. Şems,
                 Mevlana’yı şaşılacak bir âleme çağırdı. Öyle bir âleme ki ne bir Türk gördü o âlemi ne de bir Arap.’’ Mevlana,
                 Şems’e olan sevgisini şu sözlerle ifade etmiştir: “Beden bakımından ondan ayrıyım ama bedensiz ve cansız
                 ikimiz de bir nuruz. Ey arayan kişi! İster onu gör, ister beni. Ben O’yum O da ben.’’
                                          http://www.konya.bel.tr/bldfoto/m/mevlana/hayati/bulusmahtml, 14.02.2019, 15:09
                                                                                          (Düzenlenmiştir.)


                b) Tasavvufi Halk Müziği: Tasavvufi halk müziği
             alanında ilk olarak ele alınabilecek türler Alevi ve Bek-
             taşi müziğidir. Semah, Alevi ve Bektaşiler tarafından
             inançları gereği cemevlerinde bağlama eşliğinde söy-
             lenen sözler, müziğin ritmine uyarak yapılan mistik ve
             estetik hareketlerle Hakk’a ulaşma yoludur.
                Bu türde bağlama çalgısı kullanılır. Ezgisel yapı ola-
             rak THM’nin özelliklerini gösterir. Usullü ya da usulsüz
             olabilir. Sözler dinî içeriklidir. THM’den farkı dinî amaç-
             lar ile üretilmesidir. Tasavvufi halk müziğinde kullanı-
             lan sözler, ait olduğu inanç sistemiyle yakından ilgi-
             lidir. Dinî tören, müziğin eşlik ettiği semah ile yapılır.
             Semahların seslendirilmesi sırasında vurmalı çalgı kul-
             lanılmaz (Görsel 1.51).                         Görsel 1.50: Semah
                2. Çok Sesli Türk Müziği: Çok sesli müziğe ait orkestralama (çalgılama), armoni, kontrpuan gibi belirgin kural-
             ların geleneksel müziğe uyarlanmasıyla oluşan müzik türüne çok sesli Türk müziği denir. Bu uyarlamalar yapılır-
             ken geleneksel müziğin makam, usul ve tür yapısına dair değerlerinin göz ardı edilmemesi gerekir. Çok sesli Türk
             müziği, dünyevi ve dinî müzik olmak üzere ikiye ayrılır:

              A)  Çok Sesli Dünyevi Türk Müziği
                Çok sesli müzik, teknik anlamda üst düzey müzik anlayışı olarak nitelendirilebilir. Bu türdeki vazgeçilmez ilke
             birden fazla uyumlu sesin aynı anda duyurulmasıdır. Dünyevi konuları işleyen bir türdür. İkiye ayrılır:
                Çok Sesli Türk Halk ve Türk Sanat Müziği: Türk müziğine ait makamsal yapı ile çok sesli müziğe ait orkestra-
             lama (çalgılama), armoni, kontrpuan gibi belirgin kuralların uygulandığı türe denir. Tampere dizi kullanılır. Temel
             özelliği makamsal ve çok sesli oluşudur. Geleneksel Türk müziğindeki melodi motifleri ve usul yapılarıyla birlikte
             Batı müziği ve geleneksel Türk müziğinin çalgıları da kullanılır (Görsel 1.50).
















              Görsel 1.51: Çok sesli Türk müziği


           28  TÜRK MÜZİK TARİHİNE GİRİŞ
   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35