Page 139 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 139
9. ÜNİTE
Türk müziğinde çok seslilik çalışmaları iki farklı sistemde ele alınmıştı r. Bu sistemlerin ilki, Batı müziğini çok seslendir-
me tekniği olan “klasik üçlüsel armoni tekniği”; ikincisi, Türk besteci Kemal İlerici’nin “dörtlüsel armoni yöntemi”dir. Bu
iki sistem de tampere sistemden faydalanılarak oluşturulmuştur. Klasik üçlü armonide melodik ve armonik yapı içerisinde
modal yapı özellikleri bulunurken dörtlüsel armonide makamsal özellikler yer almıştı r.
ARAŞTIR-PAYLAŞ
Edgar Manas’ın “Ağır Zeybek Oyun Havası” ile Yesârîzâde Necib Ahmed Paşa’nın “Marş-ı Sultanî” (Hamidiye
Marşı) adlı eserlerini araştı rıp dinleyiniz. İki eserin çok seslendirme yöntemlerini karşılaştı rarak düşüncelerinizi ar-
kadaşlarınızla paylaşınız.
9.2. Türk Beşleri ve Çağdaş Türk Bestecileri
Cumhuriyet’in ilanından sonra müzik inkılabının sürekliliğini sağlamak amacıyla Batı müziğini bilen, iyi yeti şmiş eği-
ti mcilere ihti yaç duyulmuştur. Bu nedenle Avrupa’nın önemli kültür ve sanat merkezlerine müzisyenler gönderilmişti r. Bu
kapsamda Cemal Reşit Rey, Ekrem Zeki Ün, Ulvi Cemal Erkin ve Ahmet Adnan Saygun Paris’e; Necil Kazım Akses ve Hasan
Ferit Anlar Viyana’ya; Cevad Memduh Atlar Leipzig’e; Halil Bedi Yönetken Prag’a gitmişti r. Eğiti m için yurt dışına giden bu
müzisyenlerden Ahmed Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar ve Necil Kazım Akses’e müzik
yazarı ve eğiti mcisi Halil Bedii Yönetken tarafı ndan Türk Beşleri ismi verilmişti r. Yönetken bu isimlendirmeyi yaparken
Rusya’nın 19. yüzyıl ulusal müzik anlayışının temsilcileri olan Rus Beşleri’nden esinlenmişti r. Türk ulusal çok sesli müzi-
ğinin ilk temsilcileri olan Türk Beşleri, asırlık Türk kültür dağarcığını Batı teknikleriyle harmanlayıp uluslararası düzeyde
kabul gören eserler bestelemişti r.
Çağdaş Türk bestecileri, Türk Beşleri’ni model alarak ulusal çok sesli Türk müziği eserleri vermiş bestecilerdir. Çok ses-
li Türk müziğini gelişti rmeyi ve daha ileri taşımayı amaçlamışlardır. Türk müziği ses sistemleri üzerine incelemeler yaparak
eserlerinde bu sistemleri uygulamış, Türk moti fl erinin evrensel müzikte yer almasına önder olmuşlardır. Türk Beşleri ve
onlarla aynı dönemde yaşamış besteciler, “birinci kuşak besteciler”; sonraki besteciler, “ikinci kuşak besteciler”; günü-
müz bestecileri de “üçüncü kuşak besteciler” olarak adlandırılmıştı r.
Bu karekodu okutarak
9.2.1. Türk Beşleri ve Eserleri konuyla ilgili pdf dosyasına
ulaşabilirsiniz.
Cemal Reşit Rey (1904-1985)
25 Eylül 1904 tarihinde Kudüs’te doğan Cemal Reşit Rey (Görsel 9.11), Osmanlı
Devleti diplomatlarından Ahmet Reşit Bey’in oğludur. Babasının görevi sonrasında
ailesinin İstanbul’a dönmesinin ardından 1910 yılında Galatasaray Lisesinde eğiti m
hayatı na başlamıştı r. Sekiz yaşındayken annesinin teşvikiyle piyano eğiti mine başla-
mış ve 1912 yılında vals formunda ilk eserini bestelemişti r. 1913 yılında Paris’e gide-
rek Paris Konservatuvarı müdürü ve dönemin ünlü bestecisi Gabriel Faure (Gabriyel
For) ile tanışma imkânı bulmuştur. 1914 yılında Paris’ten ayrılarak İsviçre’nin Cenevre
kenti ne yerleşmiş ve Cenevre Konservatuvarında piyano eğiti mini sürdürmüştür.
1919 yılında Cenevre Konservatuvarından mezun olduktan sonra İstanbul’a dö-
nen Cemal Reşit Rey, “Le Peti t Chaperon Rouge” (Lö Pöti Şaperon Ruuj) adlı eserini
yazmıştı r. 1. Dünya savaşının bitmesiyle tekrar Paris’e giderek Rapul Laparra ile kom-
pozisyon, Gabriel Faure ile müzik esteti ği çalışmıştı r. Paris’te geçirdiği üç yıl boyunca Görsel 9.11: Cemal Reş�t Rey
bir perdelik dramati k opera olan “Faire Sans Dire” (Feyir Sans Dayr) ve “Sultan Cem”
adlı eserleri bestelemişti r.
Cemal Reşit Rey Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Türkiye’ye dönmüş, İstan-
bul Devlet Konservatuvarında piyano ve kompozisyon dersleri vermeye başlamıştı r.
Daha sonra İstanbul Şehir Orkestrasını kurarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının
ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının temellerini atmıştı r. Mimar Sinan
TÜRKİYE’DE ÇOK SESLİ MÜZİK 137

