Page 174 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 174

11. ÜNİTE


            11.3. Osmanlı Dönemi


                       HAZIRLIK ÇALIŞMASI


                 Osmanlı Dönemi’nde müzik insanları sosyal statülerine göre nasıl müzikal faaliyetlerde bulunmuş olabilirler?


               Tarihin en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu, yaklaşık 600 yıl boyunca içerisinde farklı kül-
            türleri barındırarak zengin bir kültür ve sanat birikimi oluşturmuştur. Bu kültürel zenginlik, Osmanlı müziği üzerinde de
            etkili olmuştur. Osmanlı Dönemi’nde halk müziği ve klasik müzik türlerinde yetkin eserler üreti lmişti r. Bu eserler, Türk
            müziğinin gelişmesine ve günümüze kadar gelmesine katkıda bulunmuştur.

                11.3.1. Osmanlı Dönemi Türk Müziği Kültürünün Gelişim Süreci

               Osmanlı İmparatorluğu Anadolu’ya hâkim olduktan sonra topraklarını büyük ölçüde genişletmişti r. Doğuda Hazar Deni-
            zi’ne, batı da Viyana’ya kadar uzanan büyük bir imparatorluk hâline gelmişti r. Bu durum, farklı coğrafyaların müziklerinden
            izler taşıyan köklü bir Türk müziği oluşmasına zemin hazırlamıştı r.
               Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu devletlerinde olduğu gibi Osmanlıda da saray sadece askerî ve mülki işlerle değil, fi kir
            ve sanat hayatı yla da ilgilenmişti r. Osmanlı padişahları, ülkenin önde gelen fi kir ve sanat adamlarını dil, din, ırk ayırımı
            gözetmeksizin yüzyıllar boyunca himaye etmişti r. Osmanlı Sarayı; müzik alanında bilgin kuramcıların, yetenekli icracıların
            ve bestecilerin toplandığı bir merkez hâline gelmişti r. Böylece temelleri önceki Türk devletlerinde atı lan Türk sanat müziği
            gelişmiş ve İstanbul dışındaki Osmanlı şehirlerinde de rağbet görmüştür.

               Osmanlı Sarayı’nda bilim insanlarının ve sanatçıların bir araya geldiği bir ortam oluşturulması, diğer sanat alanlarında
            olduğu gibi müzikte de birçok gelişmeye vesile olmuştur. Müziğin yapısal özellikleriyle ilgili çalışmalar, Türk müziğinin ma-
            kamsal / modal yapısını belirginleşti rerek yeni makam ve usullerin ortaya çıkmasını sağlamıştı r. İslami müzik ve Batı  müziği
            gibi müzik türlerinin etkisiyle saray ve halk müziğinde farklı tarzlar ve icralar gelişim göstermişti r.

               Osmanlı Dönemi’nde divan edebiyatı  yüksek zümre üzerinde etkisini sürdürürken halk edebiyatı  daha geniş bir kitleye
            hitap etmişti r. Halk edebiyatı nda ulusal öze ve biçime bağlı kalınarak eserler verilmiş ve bu eserler ozanlar tarafı ndan halk
            müziği eşliğinde seslendirilmişti r. Ozanlık geleneği; halkın duygularının ifade edilmesi, toplumsal olayların dile geti rilmesi
            ve kültürel kimliğin korunup yaşatı lmasında önemli bir role sahip olmuştur.


                       BİLGİ NOTU

                  Osmanlıda çok sesli müzik konusunda yapılan çalışmalarla ilgili ilk belgeye besteci Ali Ufk î Bey’in 1665 yılında
               yazdığı “Saray-ı Enderun” eserinde ulaşılmıştı r. Michael Fabre (Maykıl Fabrey) tarafı ndan kaleme alınan ve 1682
               yılında Paris’te “La Turquie” adıyla yayımlanan eserde de Osmanlının çok seslilik çalışmalarıyla ilgili belgeler mev-
               cutt ur. Ayrıca geleneksel Türk müziğinin önemli isimlerinden Rauf Yektâ’nın yazdığı “Türk Musiki Nazariyatı ” isimli
               monografi de (inceleme yazısı) Türk müziğinde çok sesli çalışmaların yapılması gerekti ğinden bahsedilmişti r.


               18. yüzyılın ilk yarısından iti baren tarihte “Lale Devri” (1718-1730) olarak adlandırılan dönem başlamıştı r. Bu dönemde
            Osmanlı sanat müziği farklı unsurların etkisi altı nda kalmıştı r. Lale Devri, Avrupa’da gelişen Barok Dönem’in son zamanları-
            na rastladığından bu süreçte barok müziğin bazı unsurları Osmanlı müziğinde de gözlemlenmişti r. Örneğin divan şiirlerinin
            kullanıldığı şarkılarda -özellikle de Sadabad şarkılarında- tı pkı barok tarzı operalarda olduğu gibi mitolojik aşk hikâyelerine
            yer verilmişti r. Barok müziğin sürekli bas uygulamalarında sıkça kullanılan org ve klavsenin yerine tı nı bakımından bu çalgı-
            lara benzeyen kanun ve santur kullanılmıştı r.

               III. Selim Dönemi, Osmanlı sanat müziği klasik üslubunun son örneklerinin verildiği dönem olmuştur. Bu döneme kadar
            eser veren tüm besteciler, Türk müzik tarihine “klasik besteciler” olarak geçmişti r. Tanzimat öncesini ve Tanzimat'ın ilk
            yıllarını kapsayan dönemin bestecileri ise “son klasikler” olarak anılmıştı r.

               Osmanlı Dönemi sanat müziği önceki dönemlerde ortaya çıkan sanat müziğinin devamı niteliği taşıdığından belirgin bir
            makamsal özellik göstermişti r. Genel yapısı iti barıyla usul esaslarına dayanan sanat müziği, usulsüz icra edilen doğaçlama-
            ya müsait tür ve biçimleri de içermişti r.



        172 TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
   169   170   171   172   173   174   175   176   177   178   179