Page 179 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 179

11. ÜNİTE


                Osmanlı Dönemi’nde Türk Halk Müziğinin Gelişimi

                Osmanlı Dönemi Türk halk müziği geleneği, Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göçleriyle birlikte başlamıştı r. Os-
            manlı Dönemi halk müziğine dair ilk kaynaklar 15. yüzyıla aitti  r. “Kitab-ı Dede Korkut”ta “Dedem Korkut gelip saz çaldı.”
            denerek halk müziğine vurgu yapılmıştı r. 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”, Ali Ufk  î’nin “Mecmua-i Saz ü Söz”
            adlı eserlerinde de halk müziğinden bahsedilmişti r.

                Osmanlı Dönemi’nde halk müziği daha çok kırsal bölgelerde gelişmişti r. Orta Asya'dan beri var olan ozanlık geleneği
            devam etti  rilmiş, anonim yapıdaki ezgiler hafı zaya dayalı aktarım ile kuşaktan kuşağa taşınmıştı r. Türk toplumunun ortak
            değerlerini ve öz kültürünü barındıran Osmanlı Dönemi halk müziği eserleri günümüze ulaşan kültür mirasının önemli bir
            kısmını oluşturmuştur.
                Sanat müziği unsurlarından da etkilenen Osmanlı Dönemi halk müziği, sürekli yenilenen ve doğaçlama unsurlar içe-
            ren bir özellik göstermişti r. Bu dönemde günlük yaşamı konu edinen türkü, oyun havası, kına havası, hoyrat, koşma ve
            koçaklama biçimlerinde çok çeşitli eserler üreti lmişti r. Bu eserlerin sözlerinde halk edebiyatı ndan yararlanılmış, yalın bir
            dil ve yöresel ağız farklılıkları kullanılmıştı r. Bu dönemin en önemli saz şairleri arasında Kuloğlu, Karacaoğlan, Gevherî ve
            Dadaloğlu gibi isimler yer almıştı r.

                Osmanlı Dönemi’nde Mevlevîlikten sonraki en yaygın tasavvuf geleneği olan Bektaşîliğin kullandığı ezgiler, halk mü-
            ziğinin tasavvuf türünü oluşturmuştur. Bektaşîlik, Hacı Bektaş Veli’nin gelişti rdiği tasavvuf düşüncesi üzerine şekillenmiş
            ve halk müziği tarzıyla icra edilmişti r. Yılın belli zamanlarında yapılan cem törenleri, “dede” ünvanı verilen kimselerce
            yöneti lmişti r. Bağlaması ve sesiyle müzik icra eden ve semah dönülürken eşlik eden kişiye zâkir denmişti r.


                       ARAŞTIR-PAYLAŞ


                 Osmanlı Dönemi’nde yaşamış ve Türk halk edebiyatı na önemli eserler kazandırmış saz şairlerinin eserlerini araş-
              tı rınız. Ulaştı ğınız eserlerin söz, ezgi ve riti m özelliklerini değerlendirerek tespitlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.


                Osmanlı Dönemi’nde Dinî Müziğin Gelişimi

                Osmanlıda dinî içerikli müzik, cami ve mescit gibi ibadethaneler ile tekkelerde icra edilmişti r. Bu dönemde cami mü-
            ziği biçimleri ve bu biçimlerin hangi durumlarda icra edileceği belirlenmişti r. Ezanın okunuş üslubu ve ezan vakitlerinde
            kullanılacak makamlar ile tekbir, selam, temcit gibi günümüzde de kullanılan cami müziği biçimleri son şeklini almıştı r.

                Cami müziği insan sesiyle icra edildiğinden sesin daha kalabalık topluluklara ulaşması için çeşitli yöntemler gelişti rilmesi
            gerekmişti r. Bu sebeple Osmanlı Dönemi mimarları, camilerin mekân akusti ğine çok önem vermişti r. İç mekânın akusti k
            özellikleri aracılığıyla cami müziği eserlerinin daha misti k ve dinî duyguları yücelten yapıda seslendirilmesi sağlanmıştı r.

                İslam tasavvufunda çeşitli anlayışlar gelişmişti r. Sanat
            müziğinin  makam  ve  çalgılarıyla  icra  edilen  ve  dönemin
            en çok yaygınlaşan tasavvuf geleneği Mevlevîlik olmuştur.
            Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin tasavvuf görüşleri doğrul-
            tusunda oluşan Mevlevîlik geleneğinin ayin müziği, sanat
            müziğinin gelişiminde önemli rol oynamıştı r. Sanat müzi-
            ğinin en büyük biçimi olan ayin-i şerifl er, bu türün karak-
            teristi k özelliklerini iti na ile sergileyerek en önemli sanat
            müziği eserleri arasında yer almıştı r.

                Ayinlerde  görev  alan  dervişler,  ayinlerdeki  sorumlu-
            luklarına göre isimler almıştı r. Mevlevî ayinlerini icra eden
            topluluğa mutrıp heyeti  denmişti r (Görsel 11.25). Müzik
            eğiti mini Mevlevîhanelerde alan bu müzisyenlerin bir kıs-
            mının bestecilik yönü de gelişmişti r. Mevlevî dergâhlarında
            yeti şen besteciler, dinî ve din dışı türlerde çok sayıda eser
            besteleyerek sanat müziğinin gelişimine katkı sağlamıştı r.  Görsel 11.25: Mevlevî derv�şler�



                                                                                             TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ  177
   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183   184