Page 175 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 175
11. ÜNİTE
Osmanlı Dönemi Türk müziğinde Türk sanat müziği, Türk halk müziği, dinî müzik ve askerî müzik gibi türler temel alı-
narak ilerlenmişti r.
Osmanlı Dönemi’nde Türk Sanat Müziğinin Gelişimi
Osmanlının Yükselme Dönemi’nde (1453-1579) sanat müziği hem Orta Doğu, Fars, Acem, Arap ve Hint geleneklerin-
den beslenmiş hem de fethedilen topraklardan saraya geti rilen müzisyenlerin kültürlerinden etkilenmişti r. 16. yüzyılın
ikinci yarısından iti baren ise Osmanlı sanat müziğinde yeni bir dönem başlamıştı r. Arap ve Fars etkisi azalmış, önceki Türk
devletlerinden devralınan sanat müziği ile halk müziğinin etkileri belirginleşmişti r.
Osmanlı sanat müziğinin en temel özelliği, insan se-
sinin ön planda tutulmasıdır. Osmanlı sanat müziğinde
insan sesi yücelti lmiş ve çalgılar insan sesine eşlik et-
mek için kullanılmıştı r (Görsel 11.20). Saz eserleri vokal
müziğe uygun olarak bestelenmişti r. İnsan sesine önem
verilmesi, Osmanlı sanat müziğinin edebiyatla yoğun bir
etkileşim içinde olmasını sağlamıştı r. Güft eler genellikle
bestecinin hünerinin sergilenmesi ve insan sesinin ortaya
çıkarılması için bir araç olarak kullanılmıştı r. Melodiyi ses-
le vurgulayabilmek konusunda güft elerin yetersiz kaldı-
ğı durumlarda çoğu zaman terennümlere yer verilmişti r. Görsel 11.20: Osmanlı sarayında müz�k eğ�t�m�
16. yüzyıldan önce yazılan eserlerin diline Arapça ve Farsça kelimelerin ağırlıklı olduğu edebî Osmanlı Türkçesi hâkim
olmuştur. Sanat müziğinde kullanılan pek çok terim Arapça ve Farsça kökenli kelimelerden türemiş; yeni bir makam, usul
ya da çalgı tanımlanırken bu kelimeler kullanılmıştı r. 16. yüzyılda Türk müzik üslubunun yerleşmesinin ardından ise güf-
telerde Türkçe kelimeler ağırlık kazanmıştı r.
Osmanlı Dönemi sanat müziğinin eğiti mi ve nesil-
den nesile aktarımı meşk usulüyle gerçekleşti rilmiş-
ti r. Öğrencinin hocasını gözlemleyerek, model alarak,
taklit ederek öğrenmesi geleneğine meşk usulü den-
mişti r (Görsel 11.21). Usta-çırak ilişkisi üzerine temel-
lendirilen meşk usulü, hafı zada tutma ve tekrar etme
esasına dayanan bir öğrenme yöntemi olduğundan bu
öğrenme sürecinde nota kullanılmamıştı r. Bu yöntem,
öğrenenin öğreti cinin karşısına oturup onun söyle-
diklerini ve yaptı klarını önce izlemesi, iyice özümse-
dikten sonra tekrar etmesi şeklinde uygulanmıştı r. Bu
tekrarlar esnasında öğreti ci, uyarılarda bulunmuş ve
öğrenciye geri dönütler vererek yanlışları düzeltmişti r. Görsel 11.21: Osmanlı Dönem�’nde meşk
Böylelikle öğrenci, bir yandan eserleri defalarca tekrar ederek öğrenirken diğer taraft an sanat müziğinin kendine özgü
tavır ve yorumunu özümsemişti r.
Meşk usulü konusunda Cinuçen Tanrıkorur şöyle söylemişti r: Meşk, hatt an sonra musiki eğiti minde de kullanılan us-
tadan çırağa bir öğreti mdir. Amaçlı olarak kesinlikle notasız (çünkü nota hafı zayı köreltti ği gibi üslubu da yok eder) ama
mutlaka güft e ezberleti lip usul vurularak uygulanan bu metot, Türk müziğinin nesilden nesile aktarılmasında yegâne âmil
olmuştur (Tanrıkorur, 2005, s. 208).
Özel bir üslup gerekti ren ve sanat müziği eğiti minde en etkili yöntemlerden biri olan meşk usulünün bazı sakıncaları
da olmuştur. Usta-çırak ilişkisinin sürekliliğinin sağlanamadığı durumlarda eserlerin ve bilginin aktarımı kesinti ye uğra-
mıştı r. Âdeta bir zincirin halkaları gibi bağlanan bu sistemdeki bir kopukluk, pek çok bilginin ve eserin yok olmasına sebep
olmuştur. Bu nedenle Osmanlı müziğinin birçok eseri hafı zalardan silinmiş ve günümüze ulaşamamıştı r.
Osmanlı Dönemi’nde müziğin hem icra edildiği hem de öğreti ldiği kurumlar meşkhane olarak adlandırılmıştı r. Döne-
min en önemli meşkhanesi olan Saray Meşkhanesi, pek çok icracı ve bestekârın yeti şmesine katkı sağlamıştı r.
TÜRK MÜZİĞİ TARİHİ 173

