Page 7 - Farklılaştırılmış Öğretim Zenginleştirme
P. 7

ORTAÖĞRETİM KADEMESİNDE FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖĞRETİM UYGULAMALARI


                         FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖĞRETİM: ZENGİNLEŞTİRME






                                                   BÖLÜM 1

                              FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖĞRETİMİN TEMELLERİ


        KAPSAYICI EĞİTİM VE FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖĞRETİM
        Kapsayıcı eğitim, 20. yüzyılın sonlarından itibaren gelişmiş toplumlarda öne çıkan ve tüm öğrencilerin gelişimsel ve öğren-
        me özelliklerindeki farklılıklara bakılmaksızın aynı okul ve sınıf ortamlarında eğitim görmesini esas alan bir yaklaşımdır.
        Türkiye’de ise uzunca bir süre kapsayıcı eğitim, “bütünleştirme” kavramıyla birlikte anılmıştır. Bu bağlamda kapsayıcı
        eğitim, yalnızca özel gereksinimli öğrencilerin akranlarıyla aynı ortamda bulunmasını değil tüm öğrencilerin farklılıklarıyla
        birlikte eğitim sürecine etkin biçimde katılımını hedeflemektedir (Çavuşoğlu, Uçar, Çitil ve Akçayır, 2024).
        Çavuşoğlu ve arkadaşlarınca (2024) çağdaş okulların “gelişimsel ve öğrenme özellikleri yönüyle farklılık gösteren tüm
        öğrencileri kapsayan eğitim kurumları” olması gerektiği belirtilmekte, bütünleştirme uygulamalarının hem akademik destek
        hem de sosyal kabul boyutlarıyla tanımlandığı görülmektedir.  Sosyal kabul; öğrencinin akranları tarafından gruba dâhil
        edilmesi, değerli görülmesi ve aidiyet hissetmesi olarak tanımlanmakta; kapsayıcı eğitim, bu kabulün sağlandığı öğrenme
        ortamlarını hedefleyen bir hak temelli yaklaşım olarak çerçevelenmektedir.
        Tomlinson’a (2001) göre aynı yaştaki öğrencilerin benzer bir performansa sahip olduğu genel bir kabul gibi görünse de yir-
        mi birinci yüzyılda öğrencilerin farklı hazır bulunuşluk, ilgi ve öğrenme profilleri ile okul sıralarında yer aldığı da bir gerçektir.
        Çağın bir etkisi olarak da farklı dezavantajlı gruplardan gelen öğrenciler de okullarda öğrenim görmektedir. Bu kapsamda
        yaş düzeyinde ortalama performans gösteren öğrenciler ile ortalamanın gerisinde kalan ya da ilerisinde olan, bir başka
        deyişle de daha hızlı öğrenen ya da daha yavaş öğrenen öğrenciler sınıflarda yer almaktadır. Işte kapsayıcı eğitim tüm bu
        farklılıkları bir arada ve birlikte öğrenmeye zemin oluşturan bir yaklaşımdır. Doğal olarak da kapsayıcı eğitimin gerçekleş-
        mesi için sınıfta yapılması gereken “farklılaştırılmış öğretim”dir.
        Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde (TYMM) yer alan farklılaştırma modülünde kapsayıcı eğitim ile farklılaştırılmış öğretim
        arasındaki ilişki doğrudan kurulmakta, kapsayıcı eğitimin “okul ve sınıf pratiğinde farklılaştırılmış öğretim yöntemlerini ön
        plana çıkaran” bir yaklaşım olduğu ifade edilmektedir (Çitil & Akçayır, 2024). Farklılaştırılmış öğretim bu çerçevede, farklı
        hazır bulunuşluk, ilgi ve öğrenme profillerine sahip öğrencilerin aynı sınıfta öğrenme hakkını somutlaştıran bir pedagojik
        araç olarak konumlanmaktadır. Çitil ve Akçayır’a (2024) göre kapsayıcı eğitimin pratiği olarak farklılaştırılmış öğretim,
        öğrenci farklılıklarını kabul eden ve öğretimsel düzenlemeleri buna göre yapan bir anlayışa sahiptir. Bu noktada farklılaş-
        tırılmış öğretim, kapsayıcı eğitimi destekleyen üç temel ilkeye dayanır:
         (i) Öğrencilerin fiziksel, bilişsel, duyuşsal ve kültürel özelliklerinin birbirinden farklı olduğunun kabulü
         (ii) Tüm öğrencilerin eğitim hizmetlerine potansiyellerinin en üst düzeyinde yararlanma hakkına sahip olduğu yönündeki
           hak temelli anlayış
          (iii) Öğretimin içerik, süreç ve ürün boyutlarında esnek biçimde uyarlanması gereği (Çavuşoğlu vd., 2024)
        Uluslararası literatürde de kapsayıcı eğitim ile farklılaştırılmış öğretim arasındaki bu ilişki desteklenmektedir. Tomlinson
        (2010), farklılaştırılmış öğretimi öğrencilerin kültür, dil, ilgi, öğrenme hızı ve destek sistemleri açısından farklı oldukları
        varsayımına dayanarak tüm öğrencilerin önemli içeriğe erişimini güvence altına alan bir sınıf uygulaması olarak tanımlar.
        Bu yaklaşım, kapsayıcı eğitimin “her öğrenci için öğrenme hakkı” ilkesinin sınıf düzeyindeki karşılığıdır.
        Sonuç olarak kapsayıcı eğitim, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bağlamında farklılaştırma ve zenginleştirme başlıklarıyla
        birlikte düşünülmesi gereken bütüncül bir çerçeve sunmaktadır. Farklılaştırılmış öğretim; kaynaştırma/bütünleştirme yo-
        luyla eğitim uygulamalarında, hem desteklemeye gereksinim duyan öğrenciler hem de ileri düzeyde hazır bulunuşa sahip
        öğrenciler için aynı sınıf ortamında farklı yollarla fakat ortak hedeflere yönelen öğrenme fırsatları tasarlamayı mümkün kıl-
        makta; böylece kapsayıcı eğitimin hem akademik hem de sosyal hedeflerine hizmet etmektedir (Çitil & Akçayır, Çavuşoğlu
        vd., 2024).
        21. yüzyıl sınıfları; hazır bulunuşluk, ilgi, dil, kültür, sosyo-ekonomik durum ve özel gereksinimler açısından son derece
        heterojendir. Aynı sınıfta, aynı kazanım için çalışan öğrenciler; bazı konularda oldukça ileri, bazılarında ise temel düzeyde
        olabilir. Bu çeşitlilik, tek tip (tek beden herkese uymaz) öğretim anlayışını hem pedagojik hem de etik olarak tartışmalı
        hâle getirmiştir. Farklılaştırılmış öğretim; tam da bu noktada, öğrencilerin bireysel farklılıklarını merkeze alan, proaktif ve
        esnek bir öğretim çerçevesi olarak ortaya çıkmaktadır (Tomlinson, 2017; Tomlinson & Imbeau, 2010). Uluslararası alan

                                                                                                          9
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12