Page 46 - TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
P. 46

3. ÜNİTE



            ortaya çıkmıştı r. Ortaya çıkan bu çalgı toplulukları için müzik eserlerinin yazılması, Orta Çağ müziğinden kopuşun en bariz
            göstergesi olmuştur.

                Rönesans’la birlikte tek sesli müzikten çok sesli müziğe geçilerek çok sesli bestelerin ilk örnekleri verilmeye başlan-
            mıştı r. Dönemin bestecileri tarafı ndan iki, üç, dört sesli olma özelliğine sahip eserler bestelenmişti r. Dönem müziğine
            dört sesten oluşan eserler hâkim olmuştur. Söz ile müziği birleşti rme sanatı  olan ve “korunmuş müzik” olarak da bilinen
            musica reservata (muzika rezervata) bu dönemde ortaya çıkmıştı r. Musica reservata, müziğin yerine sözün ön planda
            tutulduğu anlayıştı r ve bu anlayış, “sözle resim yapma sanatı ” olarak da ifade edilmektedir.


                       SIRA SENDE


                 Musica reservata tekniği ile yazılmış müzikler dinleyiniz. Bu müziklerin günümüz müziğindeki yansımaları olan
              türlerle benzerlik ve farklılıklarını tespit ediniz. Tespitlerinizi arkadaşlarınız ile paylaşınız.


                Çok sesli müziği önceki kuşaklara göre daha yo-
            ğun kullanan Rönesans bestecileri özellikle madrigal
            formunda eserler yazmışlardır. Zaman içinde birta-
            kım değişikliklere uğrayan madrigal, bu dönem mü-
            ziğinde etkin kullanılan bir form olmuştur. Ancak Rö-
            nesans madrigali ve Orta Çağ madrigali birbirinden
            farklı  özelliklere  sahipti r.  Orta  Çağ  madrigali  naka-
            ratlarla söylenen yalın bir şarkı formu iken Rönesans
            madrigalinde nakarat kullanılmamıştı r.

                Rönesans’ın  sonuçlarından  olan  din  reformu,
            “Protestan kilise müziği” adında yeni bir kilise müziği
            anlayışını da beraberinde geti rmişti r. Kilise müziğinin
            yeniden şekillenmesi ile Rönesans müziği de yeni bir
            boyut kazanmıştı r. 16. yüzyıl başlarında Marti n Luther
            (Marti n Luther) ve arkadaşları Lati nce olan dinî müziği
            kendi dillerine çevirmişti r. Böylece her ülke kendi di-
            linde konuşmaya, kendi dilinde dua etmeye ve kendi  Görsel 3.3: Rönesans’ta çalgı müz�ğ�
            dilinde dua etmeye ve kendi dilinde şarkı söylemeye başlamıştı r. İnsanlar müziğin toplum üzerindeki sürükleyici etkisinin
            farkına varmıştı r. 16. yüzyıl sonunda gerçekleşen Gregorian reformları da dönem müziğinin şekillenmesinde rol oynamış-
            tı r. Bu reformlarla birlikte kilisenin Gregorian ezgilerinin yerini koral formu almaya başlamıştı r. Koral, temeli tek sesli kilise
            müziğine dayanan ve zaman içinde çok sesli forma dönüşen bir biçimdir. Bu biçim, Orta Çağ’ın dinî koro müziğinde düz
            şarkı olarak ortaya çıkmış ve sonraları çalgı müziği eserlerinde de kullanılmıştı r (Görsel 3.3). Protestan kilise müziğinin
            temeli ve müzikal dayanağı olan koral ezgileri, 16. yüzyıldan iti baren yaygınlaşmaya başlamıştı r.


                       BİLGİ NOTU


                 Rönesans, müziğin kültür hayatı nda büyük önem taşıdığı bir çağ olmuştur. Bu çağda bir bireyin aydın, sanatçı, bil-
              gin ya da diplomat ünvanıyla bir oluşumda yer alabilmesi için müzik teorisini bilmesi ve müzik prati ği yapmış olması
              gerekmişti r. Bir oluşumda (saray, kamu vb.) çalışacak kişinin mesleki bilgilerinin yanı sıra müzik bilgilerinin de olması
              ve çalgı çalması şart koşulmuştur. Rönesans’ta müzik bambaşka bir değer ve anlam kazanmıştı r.













          44 TÜRK VE BATI MÜZİĞİ TARİHİ
   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51