Page 170 - Türk Dili ve Edebiyatı
P. 170
12 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
görünen yalınayak bir çocuk kapı aralığından bakıyordu. Kocaman çocuk gözlerini açmış merakla beni süzüyor-
du. Hemen tanıdım. Bilmiyorum nasıl tanıdım.
Heyecan içinde kısılan sesimle fısıldadım:
“Samet!...”
Ellerimi ona doğru uzattım. Tam o anda da Baytemir belirdi kapıda, nedendir bilmem korktum doğrusu. Ço-
cuğuma adıyla haykırdığımı duydu. Sanki bana öyle geldi. Ve öyle kötü duruma düştüm ki, suçüstü yakalanmış
gibi oldum. Şaşkınlığımı gidermek amacıyla, gözüm üzerindeki yarayı kapatarak ansızın sordum:
“Bu çocuk sizin mi?”
Böyle soru sormaya ne lüzum vardı! Düşünüyorum da bugüne kadar kendi kendime cevap veremiyorum.
Baytemir aile sahibi gibi rahat cevap verdi:
“Benim.”
Ağaç kovayı yere bıraktı, Samet’i kucağına aldı ve:
“Benim elbet, benim öyle değil mi Samet?”
Hem susuyor, hem çocuğu öpüyor, hem de uzun bıyıklarıyla çenesinin altından gıdıklıyordu. Baytemir’in se-
sinde ve tutumunda hiçbir yapmacıklık sezilmiyordu. Sonra çocuğu yere bırakarak aynı yumuşak sesiyle konuş-
tu:
“Sen neden uyumazsın tayım benim, her şeyi bilmek istersin, hadi hadi, koş yatağına…”
“Annem nerede?” diye sordu Samet.
“Şimdi, şimdi gelecek. İşte geldi, sen git uyu oğlum.”
Aysel koşarak geldi, etrafına telaşla bakındı tentürdiyot şişesini Baytemir’e uzatarak çocuğu uyumaya götür-
dü.
Baytemir bir bez ıslatarak yüzümdeki kanı sildi.
“Sabret.” diye gülümsedi.
Elindeki bezi sıyrılmış yerlerde dolaştırıyordu.
Sonra:
“Böyle işler üstüne insan daha fazla haşlamalı canını senin ama misafirimizsin.” dedi. “Yoksa… Şimdi her şey
yolunda, geçecek… Aysel birer çay içseydik.”
“Şimdi hazırlayacağım...”
Baytemir keçe yaygılar üzerine yumuşak battaniyeler serdi, yastıklar koydu.
“Buraya geç, biraz uzan, dinlen!” dedi bana dönerek.
“Bir şeyim yok, teşekkür ederim, yatmayacağım.”
“Baytemir üsteleyerek:
“Otur, otur rahat ol, kendi evindeymiş gibi rahat otur…”
Sanki düşler içindeydim. Bir kişi tutmuş kalbimi sıkıyor, sıkıyordu. Üzerimde bir telaş, bir bekleyiş, yanıp tutu-
şuyordum. Vay anam şu dünyalara neden getirdin beni, garip anam!
Aysel çıktı, bize doğru bakmamaya çalışarak semaveri aldı dışarı götürdü.
“Geliyorum sana yardım edeceğim, Aysel.”
Tam yürüyecekti ki, Samet yeniden göründü. Uyumaya asla niyeti yoktu.
Baytemir sevgiyle başını salladı:
“Sen ne istiyorsun, Samet?”
Samet bana dönerek:
“Amca sen sinemadan mı geliyorsun?” dedi.
Benim oğlum bana soruyordu. Ben işi anladım. Baytemir yüksek sesle güldü. Çocuğun önüne diz çöken Bay-
temir hem gülüyor, hem:
“Ah benim afacan oğlum… Beni gülmekten çatlatacaksın…” diyordu.
“Maden ocağına sinemaya gidiyoruz.” dedi. “Bizimle o da geliyor.”
“Evet sinemadan geliyorum.” dedim.
Samet kaşlarını çattı:
“Doğru değil konuştukların.”
168