Page 72 - ESTETİK 11
P. 72
3.3. BİÇİMCİ KURAM
Desen, resmin namusudur.
Auguste Ingres [Ogüst Engır (1780-1867)]
Yansıtmacı (mimetik) kuram, dış dünyayı gerçeğe uygun bir biçimde betimlemeyi; dışa
vurumculuk, sanatçının duygu ve düşüncelerini anlatmayı esas alırken biçimci kuramın
bütün ilgisi sanat eserinin biçimsel yönünedir.
3.3. BİÇİMCİ KURAM
Sanat eserlerinin biçim ve içerik (öz) olmak üzere iki yönü vardır. Biçim, eserin duyu-
lara veri olan somut yapısıdır. Örneğin resimde renk, açık-koyu değerler, simge, ritmik
unsurlar vb. biçimin özelliklerini oluşturur. İçerik yönü ise eserin ifade ettiği anlam
boyutudur. Biçimci (formalist) kuram, sanatın tanımlanması ve sanatla ilgili sorunların
çözümlenmesinde yalnızca sanat eserinin biçim yönünü esas alır. Bu kuramın başlıca
temsilcileri Clive Bell ve Roger Fry’dır [Racır Fıray (1866-1934)].
19. yüzyılda fotoğrafın ortaya çıkışı ve 20. yüzyılda soyut sanat hareketinin gelişme-
si, biçimciliğin doğup yaygınlaşmasında en önemli etkenler olmuştur. Bu süreçte, sa-
natçının hiçbir yaratıcı çabasını gerektirmeyen görünenleri kopyalama anlayışı, büyük
ölçüde terk edilmeye başlanmıştır. Buna karşılık sanat eserinin biçimsel yapısı, sanatı
tanımlayan temel nitelik olarak ön plana çıkmıştır.
Biçimci kuram, bir yandan sanat eserinin biçimsel özelliklerini ön plana çıkarırken
diğer yandan sanatı ve sanat eserini toplumsal boyutundan ve içeriğinden bağımsız,
özerk bir yapı olarak ele alır. Sanatı günlük yaşamdan kaynaklanan her türlü beklenti-
den uzak tutma düşüncesi, biçimciliğin esasıdır. “Sanat, sanat içindir.” sloganı, sanatın
her şeyden bağımsız, kendine özgü bir yapısı olduğunu savunan bu kuramın temel
prensibi olmuştur.
Biçimcilere göre sanat eserinin konu, anlam, işlev ve yapılış amacı gibi özellikleri onun
sanatsal değerini belirlemede ölçüt değildir. Eser, bir fikri veya duyguyu yansıttığı ya
da izleyicide çeşitli duygular uyandırdığı için sanat eseri olmaz. Bir nesneyi sanat eseri
kılan yalnızca biçimsel özellikleridir. Biçim; resim, heykel, müzik, mimari, sinema ve
edebiyat gibi her türden sanatın ortak paydasıdır.
Biçimci kuram, estetik deneyimin nesnenin biçimsel yönüne dikkatin verilmesi ile ger-
çekleşeceğini savunur. Kant, estetik zevkin eserin biçiminin algılanmasıyla yaşanaca-
ğını söyler. Bu noktada Kant, evrensel bir yargı olan beğeni yargısının sanat eserinin
biçimsel özelliklerine dayandırılması gerektiğini savunur.
Sanatta biçim ve içerik boyutlarından hangisinin öncelikli olduğu tartışmasını doğu-
ran biçimci kuramda, sanat eserinin içerik boyutunun nesnel bir özellik taşımadığı,
bu yüzden tartışmaya açık olduğu savunulur. Buna karşılık eserin biçimsel yönünün
tartışmasız bir biçimde nesnelliğe sahip olduğu dile getirilir.
İngiliz sanat eleştirmeni C. Bell de gerçek bir sanat eserinin izleyicide estetik bir duygu
uyandıracağını söyleyerek bunu da eserin sahip olduğu anlamlı biçime dayandırır. Bell;
Ayasofya, Meksika heykeli, İran kâsesi, Çin halıları ile Nicolas Poussin [Nikola Pusan
(1594-1665)] ve Paul Cézanne’nın [Pol Sezan (1839-1906)] eserlerinde olduğu gibi
estetik duygularımızı canlandıran nesnelerdeki ortak niteliğin anlamlı biçim olduğunu
söyler. Anlamlı biçim ise bir eseri oluşturan çizgi, renk, şekil gibi unsurların belli bir
düzen içinde oluşturduğu kombinasyondur.
70